KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2012/5665 E., 2012/9999 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2012
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada davalı kocanın boşanma davası açtığı boşanma davasının redle sonuçlanmasına rağmen ayrı yaşamın devam ettiği ileri sürülerek işi ve geliri bulunmayan davacı lehine tedbir nafakası istenilmiş;
mahkemece, davacının ekonomik durumunun iyi sayılabilecek düzeyde olduğu böylece nafakaya ihtiyacı bulunmadığı belirtilerek istemin reddine karar verilmiştir.TMK’nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.
Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi bicimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Tedbir nafakasında eslerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ancak, hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde bu husus dikkate alınmak zorundadır. Böylece "hakkaniyet" ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir (TMK. Md. 4).
Somut olayda davalının açtığı boşanma davasının rededildiği,davadan sonra tarafların bir araya gelmedikleri, davalının birlikte yaşamı yeniden tesis etmek için herhangi bir girişiminin olmadığı, dolayısıyla davacının ayrı ayrı yaşamada haklı olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/5665, K. 2012/9999, 12 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama