KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2013/10618 E., 2013/13463 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen yardım nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; müvekkilinin anne ve babasının Nazilli Aile Mahkemesinin 30/10/2008 tarih ve 2008/679 E.-2008/649 K.sayılı kararı ile boşandıkları, boşanma sonrası velayetin anneye verildiği ve 200 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, müvekkilinin reşit olduktan sonra nafakanın kesildiği ... Mesleki Açıköğretim Lisesinde okuduğu ve kurslara giderek üniversiteye hazırlandığı muhtelif giderlerinin olduğu annesinin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı bu sebeple lehine 500 TL yardım nafakasına hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının yardım nafakası talep etme hakkının bulunmadığı, 18 yaşını doldurmuş olduğu, açıköğretim lisesinde okuması sebebiyle okulun devam zorunluluğu olmadığı ve part time çalışabileceği, müvekkilinin herhangibir işinin olmadığı ve gelirinin bulunmadığı bu sebeple açılan davanın reddi istenmiştir.
Mahkemece; davacı yararına 400 TL yardım nafakası takdir edilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Malûm olduğu üzere TMK.'nın 328/1.maddesinde; "çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiş olup, yine mezkûr Kanun'un 364/1. maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." hükmü; müteakip 365/2.maddesinde ise; "dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1998 tarih ve 1998/656 E.-1998/688 K.sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, davacının yaşı, çalışabilecek durumda oluşu nazar-ı dikkate alındığında hükmedilen nafaka miktarı fazla olup TMK.'nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik sosyal durumları değerlendirilerek davacının giderleri ile nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/10618, K. 2013/13463, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama