KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/15880 E., 2015/11273 K.·Mahkemesi : Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2015
- Tarihi
- 18/06/2014
- Numarası
- 2013/1323-2014/909
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkiline ait abonelikte kullanılan saatin, davalı personeli tarafından 08/03/2013 tarih ve E 3709 sayılı sayaç ve ölçü trafoları değiştirme protokolü ile sökülerek yerine yeni sayaç takıldığını, sökülen saatin 01/04/2013 tarihli Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünce yapılan muayenede sağlam olduğu, herhangi bir müdahale olmadığını ve kaçak kullanımın da olmadığının tespit edilmiş olduğunu, davalının bu işlem sonrasında ilk okuma ve sayaç sökme tarihi arasındaki 14 günlük hesaplamada 14.335,80 TL haksız borç tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek, davalıya 14.335,80 TL borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacı hakkında yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davacının davalı tarafa 24.05.2013 tarihli elektrik faturasına ilişkin olarak 14.060,26 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 Sayılı HMK 266.hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder.
6100 Sayılı HMK 281.maddesi uyarınca; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen rapora davalı kurum tarafından gerekçeleri de belirtilmek sureti ile itiraz edilmiş, ne var ki mahkemece bu itirazlar karşılanmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece, aynı bilirkişiden davalı tarafın itirazlarını da karşılayacak ek rapor ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmalı, raporlar arasında çelişki meydana gelmesi halinde gerekirse, dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilerek, bilirkişi heyetinden davalı kurumun davacıdan isteyebileceği bedeller hakkında, tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı,açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak,
davalı kurumun istemekte haklı olduğu alacak miktarı belirlenmeli ve sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan, eksik inceleme,soruşturma ve itiraza konu bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/15880, K. 2015/11273, 17 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama