KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/17993 E., 2014/15034 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk(tüketici) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2014
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen hizmetin ayıplı olmasından kaynaklanan tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde Özetle; müvekkilinin ... abonesi olduğunu, abonelik ücretinin kredi kartından bir yıllık taksitler halinde düzenlenip ödemeye devam ettiğini, aboneliğinin 27.01.2013 tarihinde ticari olarak kullandığı gerekçesiyle kapatıldığını, müvekkilinin aboneliğinin açılması için yazılı başvuruda bulunduğunu, ancak bir cevap alamadığını, müvekkilinin aboneliğinin ticari olmayıp kendi ikamet ettiği evinde kullandığını, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin uğradığı bu maddi ve manevi zararının bir nebze olsun giderilebilmesi için davasının kabulü ile müvekkili lehine 300 TL.maddi, 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 115,50 TL maddi 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur.
Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait davalı tarafından sağlanan ... Aboneliğinin kısıtlanmasından dolayı abonelik hizmetinden yararlanamadığı iddiasına dayalı olduğu, davalı tarafından davacının ... Aboneliğinin kısıtlanması şeklinde gerçekleşen olayda, davacının hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet gibi değerlerinde bir ihlale yol açmadığı, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının sözkonusu olmadığı anlaşıldığından ve bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların oluşmadığı gözetilmeden, mahkemece; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde manevi tazminatın hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/17993, K. 2014/15034, 18 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama