KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2014/2119 E., 2014/9859 K.·Mahkemesi : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2014
- Tarihi
- 02/04/2013
- Numarası
- 2010/23-2013/155
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının "kendi evini kendin yap 2. etap" adında proje başlattığını, 775 sayılı Yasa kapsamında arsa kamulaştırarak satış yapmayı kararlaştırdığını, encümen kararı ile 200 m2 parselin tahsis edildiğini, talep edilen 8.500 TL bedelin 1992 tarihinde ödendiğini, davalının tapu devrini sağlamadığını, projeden vazgeçildiğinin de bildirilmediğini, rayiç değerin ödenmesinin gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 35.000.00 TL'nin 01/01/2000 tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; idari yargının görevli olduğunu, zamanaşımına uğradığını, taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, kamulaştırmanın yapılamadığını, projeden encümen kararı ile vazgeçildiğini, talebin yüksek olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; 1.467.56 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; denkleştirici adalet ilkesine göre davacının alacağının miktarı hesaplanmıştır.
Yanlar arasındaki uyuşmazlığın, davalı Belediyenin davaya konu taşınmazı 775 sayılı Gecekondu Kanununun 25 ve 26. maddeleri uyarınca davacıya satmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı sabit olup; taraflar arasında yapılan bu sözleşme geçerlidir. Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, satış bedelini ödediğini ispat etmek koşuluyla taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebilir. Bu nedenle, mahkemenin davacının tahsis edilen arsanın rayiç değerini isteyemeyeceği yönündeki değerlendirmesi yerinde değildir.
Buna göre mahkemece; taraflara , tahsis edilen taşınmaza yakın bölgelerden ve ifanın imkânsız hale geldiği tarihe yakın zaman içinde yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınmalı, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilerek, bu emsallere göre tahsis edilen taşınmaza değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılmak suretiyle denetime imkân veren bilimsel verileri içeren rapor alınmalı ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu itibarla; mahkemece denkleştirici adalet ilkesini benimseyen ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna itibar ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir. Dairemizin istikrar kazanan görüşü de bu yöndedir . ( 2013/11767 e-14762 k sayılı ve 24/10/2013 tarihli karar ... )
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/2119, K. 2014/9859, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama