KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/11113 E., 2017/18159 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2017
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; paydaşı olduğu ... ili, ... Mah. 5248 ada, 23 parsel nolu taşınmazla ilgili açılan "Ortaklığın giderilmesi" davasının sonuçlandığını, satışın hissedarlardan ...' e yapıldığını, ve bedelin hisseleri oranında paydaşlara dağıtıldığını, ancak taşınmaz üzerinde muhtesat olduğunun bilirkişi marifetiyle belirlenmiş olmasına rağmen, sahibi olduğu muhtesatın davalı uhdesinde kaldığını, bu bedelin tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile, alacağın %20’sinden az olmamak üzeri icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı; dava konusu muhtesatın davacıya ait olduğunu kabul ettiğini ancak, muhtesatla birlikte belirlenen ihale bedelinin tamamını ödediğini, ayrıca davacı ve kendisi dışında da hissedarlar olduğunu ve muhtesat bedelinin onlara da hisseleri oranında dağıtıldığından davacının talep miktarı kadar alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; taraflar arasında dava konusu muhtesatın davacıya ait olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, taşınmazı ihaleyle alan davalının, ödediği bedel içerisinde muhtesat bedelinin de bulunduğu, ancak davalının aynı zamanda hissedar olduğu, bu nedenle paraların ortaklar arasında paylaştırılması sırasında muhdesat bedeli olarak aldığı miktarı masrafların mahsubundan sonra davacıya iade etmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 6.766,56 TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, hüküm altına alınan 6.766,56 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davaya konu taşınmaza, davacı tarafından yapıldığı iddia olunan faydalı ve zorunlu masrafların (bina) sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı icra inkar tazminatına yönelik olarak temyiz itirazında bulunmuştur.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ortak taşınmaza yapılan faydalı masrafların (bina), ortaklığın satış yolu ile giderilmesi kararı uyarınca taşınmazın satılması nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bu itibarla; alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11113, K. 2017/18159, 25 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama