KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/1299 E., 2016/1445 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2016
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dilekçesinde, tarafların boşandıklarını, davalı yararına 300 TL yoksulluk nafakasının hüküm altına alındığını, boşanma esnasında davalının işsiz ve herhangi bir gelirinin bulunmaması nedeniyle davacının ekonomik desteğine ihtiyaç duyduğunu ancak aradan geçen süreçte davalının ekonomisinin düzeldiğini, babasının vefatı nedeniyle SGK'dan 1.000 TL maaş almaya başladığını ve yoksulluktan kurtulduğunu, bu nedenle davalı yararına hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, müvekkili olan davalının babasından aldığı yetim aylığının onu yoksulluktan kurtarmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalı lehine takdir edilen 300 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kaldırılmasına karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise;
Türk Medeni Kanununun 176/3.maddesinde yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı, 176/4.maddesinde ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması yada azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Anılan maddede yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656 E.-688 K.sayılı kararında yeme, giyinme, barınma, sağlık ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece yaptırılan ekonomik durum araştırmasına göre, davacı kocanın işsiz olup, gelirinin bulunmadığı, yakınlarının yardımı ile geçimini sağladığı, davalının ise ev hanımı olup, babasından 876 TL yetim aylığı aldığı, yoksulluk nafakasına karar verilen tarih itibariyle de, davalı kadının ev hanım, davacı kocanın ise müzik öğretmeni olduğu ve işinden 06.10.2010 tarihinde istifa ettiği, eldeki davanın tarihinin 29.04.2014 olduğu, dosyadaki bilgi belgelerden ise; davacının müzik grubunun bulunduğu anlaşıldığına göre, meslek gereği iş bulmasının (özel ders vs.) da mümkün bulunduğunun kabulü gerekir.
Nafaka alacaklısı kadının aldığı aylığın, yukarıda belirtilen zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davalının eline geçen toplam gelir miktarı, onu yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek, nafakanın (çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereğince) TMK'nın 4.maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/1299, K. 2016/1445, 9 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama