KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/20273 E., 2018/7661 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2018
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; Mahkemenin 2011/1363 Esas sayılı boşanma dosyasına verdiği 15.03.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile; düğünde takılan ziynet eşyalarının davalı tarafından elinden alınarak ...'de davalı adına kayıtlı arsa alındığını, davacıya ait 22 adet 22 ayar bilezik, 1 tane 14 ayar tam takım set, 100 tane küçük altının aynen yahut bedeli olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; evlilik birliğinin tarafların iradeleri sonucunda son bulduktan sonra davacının, davalı ile 6 ay birlikte yaşadığını, davacının külfetli harcamalarını kendisine ait olan ziynet eşyalarını bozdurarak yaptığını, davacı tarafın taleplerinin reddini istemiştir.
Mahkemece; dosya tefrik edilip esasa kaydedilmiş ve harç tamamlattırılmış ise de davacının açtığı boşanma davasında sonradan sunduğu dilekçe ile ziynet eşyalarını talep ettiği, baştan dava konusu edilmeyen ziynet eşyaları yönünden ıslahla talebin genişletilmesi mümkün olmadığından ve taleple bağlılık kuralı gerekçesiyle, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Somut olayda mahkemece her ne kadar 15.03.2013 tarihli dilekçe ıslah olarak nitelendirilmişse de, bu dilekçe ile birlikte peşin harçların yatırıldığı, mahkeme ara kararı üzerine başvurma harcının da tamamlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda artık talebin ayrı ve bağımsız bir dava olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Kaldı ki Mahkemece de bu husus kabul edilerek dava tefrik edilip ayrı bir esasa kaydedilmiş olup, davalının da temyiz itirazlarında işin esasına girilmesi yönünde kabulü bulunduğuna göre, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek eksik ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/20273, K. 2018/7661, 5 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama