KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/9034 E., 2017/2026 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2017
Karar Metni
681 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkmece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayalı olarak aylık 600 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 16.06.2015 günlü ve 2014/1118 E. 2015/566 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 17.12.2015 günlü ve 2015/14141-2015/20550 E.K. sayılı ilamı ile; davacının geçimi için gerekli davalının geliri ile orantılı olacak şekilde TMK.nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, uygun bir miktar tedbir nafakasına hükmolunması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 500 TL tedbir nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle kararın bozmaya uygun olduğunun anlaşılması karşısında, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıda (2) ve (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, mahkemece talep yerinde görülüp, adli yardım talebi kabul edilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Adli yardım 6100 Sayılı Yasanın 334 ile 340.maddelerinde (1086 sayılı HUMK.nun 465 ila 472 maddelerinde) düzenlenmiş olup, taraflardan birinin davanın gerektirdiği harç ve masrafları karşılayacak maddi gücünün bulunmaması durumunda, bu mali yükümlülüklerden geçici olarak muaf tutulmasıdır. Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kazanırsa, diğer taraf adli yardım nedeniyle alınmamış olan bütün yargılama giderlerine de mahkum edilir; adli yardımdan yararlanan tarafa vekil de tayin edilmiş ise (HMK'nun 335/1-ç), karşı taraf vekalet
ücretine de mahkum edilir. Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kaybederse (haksız çıkarsa), gerek diğer tarafın ödemiş olduğu, gerekse kendisinden adli yardım nedeniyle alınmamış olan bütün yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir; mahkeme uygun görürse, yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verebilir. (HMK'nun 339/1.maddesi) Hemen belirtilmelidir ki; yargılama harç ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan eş deyişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. (HMK'nun 326/1.maddesi) Mahkeme, davada haksız çıkan tarafı kendiliğinden yargılama harç ve giderlerini ödemeye mahkum eder; bunun için haklı çıkan tarafın bir talepte bulunmuş olmasına gerek yoktur. (6100 sayılı HMK'nun 332/1.maddesi).
Ne var ki; eldeki davada adli yardım talebi kabul edilen davacının açtığı dava kısmen kabul edildiğine göre davadaki haklılık oranına göre harcın ve yargılama giderlerinin hesaplanarak, haklılık oranına göre taraflardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava harcının davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bundan ayrı olarak, nafaka davalarında; davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten (maktu vekâlet ücreti) düşük olmamak üzere, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmolunur, reddedilen kısım için ise vekâlet ücretine hükmolunmaz. (AAÜT. md 9)
Bu bağlamda mahkemece, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihi olan 2016 yılı A.A.Ü.T. gereğince 1.800 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
4-Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK .436/2 maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9034, K. 2017/2026, 27 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama