KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/924 E., 2017/856 K.·Mahkemesi :asliye ... (Ticaret) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2017
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 07.02.2017 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat ....00' e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davalı ... şirketinin, müvekkiline ait tarımsal sulama abonelikleri nedeniyle düzenlediği faturalar ile hukuka aykırı olarak kayıp/kaçak bedeli tahsil ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 100 TL kayıp-kaçak bedelinin işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 06.....2015 tarihli dilekçesi ile istemini 43.068,73 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; tacir olan davacının, süresi içinde itiraz etmediği fatura bedellerinin içeriğini kabul etmiş sayıldığını, ayrıca kayıp-kaçak bedelinin ilgili mevzuat çerçevesinde abonelere yansıtıldığını ve uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı şirketin, dava konusu bedelleri elektrik abonesi olan davacıdan tahsil etmesinin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
...-) Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 02.03.2015 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun .... maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ... davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede altı bent halinde sayılan davalar, ticari dava sayılır. Taraflardan biri, tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 Sayılı Kanun'un .... maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun .... maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer ... mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı ... Muhakemesi Kanununun ....maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında ...’ca re'sen incelenir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, davalı ... şirketi nezdinde altı adet tarımsal sulama abonelğinin bulunduğu sabittir. Ne var ki, mahkemece; mevcut aboneliklerin bir ticari işletme için tesis edilip edilmediği, buna bağlı olarak davacının tacir sıfatının bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle davaya konu aboneliklerin bir ticari işletme için tesis edilip edilmediği, davacının tacir sıfatına haiz olup olmadığının belirlenmesi, sonrasında ise görev hususu değerlendirildikten sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek Ticaret Mahkemesi sıfatı ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
...-) Bozma nedenine göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/924, K. 2017/856, 7 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama