KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2016/9827 E., 2018/4364 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2018
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 24.04.2018 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; duruşmalı olarak temyiz eden davalı vekili Av.... geldi. Karşı taraf davacı vekili Av..... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, .... köyü, 936 parsel nolu taşınmazın satışı konusunda davalı ile anlaşma yaptıklarını, taraflar arasında düzenlenen 26.07.2005 tarihli protokol başlıklı belge ile ön ödeme olarak davalıya 30.000 Euro verildiğini, ancak taşınmazın tapuda devrinin yapılmadığı gibi ödenen paranın da iade edilmediğini ileri sürerek 30.000 Euro'nun (Dava tarihi itibariyle 59.340 TL) sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda, 26.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğradığını, bahsi geçen satışa konu taşınmazın hiçbir zaman davalıya ait olmadığını, davacının aleni olan tapu kaydını incelemeden mülkiyet sahibine ya da yetkilendirdiği kişi dışında bir başkasına böyle bir protokol yapıp ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,tarafların belgede yazılı konuda bir anlaşma yapmadıklarını, belgedeki imzayı kabul etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; protokol başlıklı belgedeki imzanın davalıya ait olduğu, davalının sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmaz maliki olup olmadığı hususunun sözleşmenin sıhhatine tesir etmediği, davacının ödemiş olduğu bedeli talep etmekte haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298/2. maddesinde; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda; tefhim edilen kısa kararda "30.000 EURO'nun 26/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda "30.000 Euro (58.950,00 TL)'nun 26/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" hükmedilmek suretiyle kısa ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Buna göre, mahkemece; kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre, açıklanan hususlar gözönünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9827, K. 2018/4364, 24 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama