KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/10614 E., 2019/1113 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2019
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; özel trafo abonesi olduğunu, buğday ekili tarlasının sulanması amacıyla 21.05.2009 tarihinde davalı kuruma yaptığı başvuru üzerine, aynı gün sayacının açıldığını, üç ay sonra davalı kuruma sayacın arızaları olduğunu bildirdiğinden 25.08.2009 tarihinde sayacının sökülerek yenisinin takıldığını, tüketimin kaydedilmediği dönemde buğday ekimi yaptığı halde 30 haziran-27 eylül 2010 yılı pamuk sulama tarihleri baz alınıp 2009 yılı için kaçak ek tahakkuk faturası düzenlendiğini ileri sürerek; 2011/01 dönem sayılı 47.000,80 TL'lik faturanın iptali ile bu miktarda borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket; davacı hakkında Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünce hazırlanan rapora istinaden kaçak elektrik tespit tutanağı ile müşteri hizmetleri yönetmeliğinin ilgili maddesi uyarınca kaçak elektrik tahakkuk faturasının düzenlendiğini belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) İİK’nun 67. maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalı/alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi için, icra takibinde haksız olmasının yanında kötüniyetli olması da gereklidir. Somut olayda, davacı tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmediği gibi davalının kötüniyetli olduğunun da ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalı/alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön göz ardı edilerek davalı aleyhine yazılı şekilde tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/10614, K. 2019/1113, 14 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama