KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/1642 E., 2017/2259 K.·Mahkemesi :tüketici Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2017
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketten .... plakalı aracı süresiz bir şekilde belgesiz olarak kiraladığını, aracın kendisinde bulunduğu dönemde araç kiralanan yerde bulunan kişilere 3.800,00-TL ödeme yaptığını, 5 şubat sabahı otoparka bırakmış olduğu aracın yerinde olmadığını gördüğünü, durumu davalı tarafa ilettiğini, şirket tarafından işlemlerin yapılması için sözleşme imzalaması gerektiğini bildirdiklerini, şirket yetkililerinin yanına giderek,
boş olan araç kiralama sözleşmesini ve yine sözleşme ile aynı belge üzerinde olan ve sonradan bonoya dönüştürülen bir belgeyi imzaladığını, bunun dışında hiç bir yazının kendisi tarafından imzalanmadığını, aracın iki gün sonra bulunduğunu ve şirket yetkilileri tarafından teslim alındığını, araç kiralama teminatı olarak verilen senedin boş olan kısımlarının doldurularak diğer davalı tarafından icraya konulduğunu, müvekkilinin taşınmazı ve mallarının haczedildiğini, müvekkilinin davalı ... ile herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını,
davanın dayanağı olan senedin verilme nedeni olan oto kiralama sözleşmesinin diğer davalı şirket tarafından icra takibine konu edildiğini, davalı ... tarafından başlatılan icra takibindeki takibe konu senedinde diğer icra takibine konu edilen senetle aynı bilgisayardan çıktığını, her iki senette de borçlu adının .... olarak yazıldığını, bu durumun dahi iddia edildiğinin aksine davalılar arasındaki fiili bağı gösterdiğini belirterek araç kiralama ve takip konusu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve davalıların % 40 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Taraflar arasındaki 25.08.2008 tarihli araç kira sözleşmesi hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, sonradan boş olarak araç kiralama sözleşmesi ve teminatı olarak imzaladığı belgelerin rızası dışında doldurularak aleyhine takip yapıldığını belirtmiş ve borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Bu haliyle uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Ancak davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK 8/2.maddesinde münhasıran Sulh Hukuk Mahkemesince bakılacak davalar sayılmıştır. Kiracının borçlu olmadığının tespiti için açtığı davada HUMK 8/2 maddesinin uygulanmayacağı, aynı kanun'un 8/1.maddesi uyarınca dava değerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. Davanın açıldığı 26.05.2009 tarihinde davanın niteliği ve dava değeri itibari ile görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Mahkemece açıklanan gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/1642, K. 2017/2259, 1 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama