KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/3773 E., 2017/7785 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2017
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; müvekkilinin.... ile Battalgazi ilçesi ..... mah. 1324 ada 2 parsel sayılı taşınmazı 03.11.2014 satış işlemi ile iktisap ettiğini, iktisap tarihinden itibaren 1 ay içerisinde.... 1. Noterliğinin 21364 yevmiye numaralı 13.11.2014 tarihli ihtarı ile taşınmazın iktisap ve ihtiyaç nedeni ile 6 ay içerisinde tahliye edilmesi gerektiğini davalıya ihtar edildiğini, davacının dava konusu taşınmaza hizmet binası olarak kullanmak üzere ihtiyacı bulunduğunu belirterek davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu ile 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, bu Kanunlardaki kira ilişkisinden kaynaklanan ihtilaflara ilişkin düzenlemeler, Kanunun dördüncü bölümünde sıralanmıştır. Kiralanan yerin gayri musakkaf vasıfta olması halinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen Genel hükümlere tabi yerlere ilişkin kira sözleşmesi hükümleri, kiralanan yerin musakkaf vasıfta olması halinde ise aynı kanunun 339. ve devamı maddelerinde düzenlenen konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine ilişkin kanun maddeleri uygulanacaktır.
Somut olayda; Dava konusu binanın, düzenleme tarihi olmayan ve beş yıl süreli kira sözleşmesi ile dava dışı Ömer Fatih Nalçacı tarafından davalı şirketine baz istasyonu olarak kiraya verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kira başlangıç tarihi olarak ilk kira bedelinin yatırıldığı tarih olarak belirlenmiştir. Davacı, kiralanan taşınmazı
03.11.2014 tarihinde iktisap etmiş, 13.11.214 keşide 25.11.2014 tebliğ tarihli ihtarname ile taşınmaza ihtiyacı bulunduğunu belirterek taşınmazın tahliyesini istemiş ve aynı talep ile de 05.06.2015 tarihinde dava açmıştır.
HMK.nun 33.maddesine göre bir davada olayları ortaya koymak taraflara, öne sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakime aittir.
Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümlerine tabi olan taşınmazlar hakkında yeni iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye istemine dayanarak dava açılması mümkün değildir. Her ne kadar mahkemece mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmış ise de; dosya kapsamından kiralananın galip vasfı anlaşılamamaktadır. Genel Hükümlere tabi kira sözleşmesinde kira süresinin sona ermesi halinde sözleşme süresi belirsiz hale gelir.
Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarıyla ilgili belirsiz süreli kira sözleşmelerinde feshi ihbar süresi Türk Borçlar Kanun'unun 329. maddesi hükmüne göre belirlenir. Türk Borçlar Kanunu 327. maddesinde yer alan düzenlemeye göre genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise kira sözleşmesinde sürenin dolması ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer.
Kiraya veren sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak herhangi bir sebep aranmaksızın süre bitimi nedeniyle tahliye talep edebilir.
Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kiralananın galip vasfının belirlenmesi ve kiralananın TBK genel hükümlerine mi, yoksa 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun konut ve çatılı iş yeri kiralanmasına ilişkin hükümlerine mi tabi olduğu konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınması ve kira sözleşmesinin başlangıç tarihi de belirlenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/3773, K. 2017/7785, 23 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama