KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/3785 E., 2017/8825 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2017
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; davalı kiracının 1998 yılından bu yana kiracı olduğunu, TBK'nun 347. maddesi uyarınca 10 yıllık uzama süresinin dolduğunu belirterek davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında 01.01.2013 tarihli kira sözleşmesi imzalandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece 10 yıllık uzama süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin hükmün gerekçesine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1.maddesi hükmüne göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminde en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.
6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici 2.maddesi uyarınca, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce TBK’nın 347.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde öngörülen kira sözleşmelerinden 10 yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre beş yıldan daha kısa olanlar hakkında yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl, on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar hakkında da yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl sonra uygulanacağı öngörülmüştür.
Somut olayda; davacı kiraya veren kiracılığın 1998 yılında başladığını belirterek 01.01.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini dosyaya sunmuştur. Davalı ise imzası davacı tarafça inkar edilmeyen 01.01.2013 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesine dayanmıştır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar.
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
Mahkemece, hükmün gerekçesinde 10 yıllık uzama süresinin 2022 yılında ve 2017 yılında dolacağı belirtilerek çelişki yaratılmıştır. Mahkemece hüküm gerekçesinde çelişki oluşturularak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün gekeçesi yönünden bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/3785, K. 2017/8825, 1 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama