KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/4808 E., 2019/317 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2019
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, taraflar arasında sözlü kira sözleşmesi ile aylık kira bedelinin 300 TL olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafın kiraları ödemediğini belirtmiş, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sözlü kira akdine göre 300,00 TL kira bedeli üzerinden davacı ile anlaştıklarını, daha sonra kira bedelinin 450,00 TL olarak belirlendiğini, davacının talebi doğrultusunda kira bedellerinin davacının babasının banka hesabına yatırıldığını belirtmiş, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece kira bedellerinin ödendiğine ilişkin ispat yükünün davacı tarafa geçtiği ve davacının eksik ödemeleri ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Kiracı, kiralananı kullanımında bulundurduğu sürece kira bedeli ödemek ile yükümlüdür. Kira aktinin varlığını ve bu akte göre kira bedeli tutarını kanıtlamak kiraya verene, kira bedelinin ödendiğini ve taşınmazın tahliye edildiğini ispat yükü ise kiracıya aittir. Davaya konu icra takibinde hangi aylara ilişkin olarak kira borcunun hesaplandığı takip talebinde ve dava dilekçesinde belirtilmemiştir. Bu nedenle öncelikle takibe konu borcun hangi aylara ilişkin kira borcu olduğu hususu davacıya açıklattırılmalı, davalının yapmış olduğu ve davacının kabul ettiği ödeme miktarlarının toplam borçtan düşülmek ve hatta ihtiyaç halinde bilirkişi raporu da aldırılmak suretiyle bir hesaplama yapılmalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) m. 200/2 hükmü uyarınca yıllık kira tutarının dava tarihi itibariyle tanıkla ispat sınırını geçmesi halinde senetle ispatı gereken hususlarda aynı maddenin birinci fıkrasındaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati alındıktan sonra tanık dinlenebilir.
Somut olayda, yargılama sırasında dinlenen tanıklar davacı tarafından gösterilmiş olup ödemeye ilişkin beyanda bulunmuşlardır. Bu nedenle davalı tarafın bu tanıkların dinlenilmesine açık muvafakatinin olup olmadığının sorularak hasıl olan sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat yükünün değiştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/4808, K. 2019/317, 21 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama