KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5352 E., 2017/11759 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2017
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; müvekkili ile ... Medya Şirketi, ... ve davalı arasında 15/04/2014 tanzim tarihli protokol ile 6 adet reklam yeri ile ilgili olarak "Reklam Yeri Kullanma Kiralama Sözleşmesi" tanzim edildiğini, ... Medyanın bu yeri bina yönetim ile yaptığı sözleşmeye istinaden 29/11/2011 tarihinde kiraladığını, sözleşmenin son paragrafına göre... Medya ile davalının reklam yerlerinin geliri için %50 'şer oranında ortak olduğunu, ...
Medyaya düşen payının %20'sinin ise müvekkilinin payı olup doğrudan kendisine ödeneceğini, sözleşmeye konu 6 adet reklam yerinden sözleşmenin 3.sırasında bahsi geçen "... Sokak...Bankası Apt. No.1, 4. ......" adresinde kain reklam yerine ait kendi payının son altı yıldır ödenmediğini, dava konusu olayda belirsiz alacak davası söz konusu olduğunu belirterek şimdilik 10.000 TL'sının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacı tarafından dosyaya ibraz olunan protokolden ... Medya'nın 3. şahıslarla yapmış olduğu sözleşmelerden bahsolunduğunu ve protokolün aslen bu sözleşmeleri içerdiğini, bu kira sözleşmelerinin bir tanesinin de "... Sokak ...Bankası Apt. No.1, 4. ......" adresinde bulunan binanın yönetimi ile imzalanan reklam yeri sözleşmesi olduğunu, ilgili reklam alanlarının ... Medyanın apartman yönetimi ile imzalamış olduğu sözleşmeye binaen değil kendisi ve apartman yönetimi arasında imzalanan sözleşmeler ile kullanılmakta olduğunu, kendisinin kiralamış olduğu reklam alanlarından elde ettiği gelirden davacıya herhangi bir bedel ödeme taahhüttü bulunmadığından davacıya karşı böyle bir borcu ve yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu protokol kapsamında belirlenen alacağın kaynağının kira sözleşmesi olduğu belirtilerek, davaya bakma görevinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4/1 maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda dava; müşterek malik olunan taşınmazların davalı tarafından kiralanması nedeniyle davacı aleyhine oluşan sebepsiz zenginleşme alacağının tahsili istemine ilişkindir. TBK.nın 269. maddesinde düzenlenen tanıma göre; kira sözleşmesi kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu düzenleme çerçevesinde taraflar arasında herhangi bir kira ilişkisi bulunmamaktadır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5352, K. 2017/11759, 12 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama