KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5514 E., 2018/2879 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2018
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalıya 09.06.2008 tarihli sözleşme ile mermer işletme sahası kiraladıklarını, Aralık 2008 dönemi faturaların ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek; davalının icra takibine itirazının iptaline ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine dair verilen karara karşı sulh hukuk mahkemesince de görevsizlik kararı verilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 27.05.2011 tarih ve 2011/2868 E. 5412 K sayılı ilamı ile; ''Dava konusu taşınmazlar "maden ocağı" vasfında olup 6570 sayılı Kanun hükümlerine değil, Borçlar Kanununun hasılat kirası hükümlerine tabi olduğundan, HUMK’nun 8. maddesinin 2 fıkrası kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın,Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.'' gerekçesi ile yargı yeri belirlenmiştir.
Mahkemece; bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 20.05.2014 tarih ve 2013/13519 E. 2014/6460 K sayılı ilamı ile; ''10.4.1992 gün, 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni oluşturur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile yeni bir karar vermekten ibarettir.'' gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda; itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline, akdin feshine, tahliye talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının alacağa yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından alacağa yönelik hükmün ONANMASINA,
2- Davalı vekilinin, akdin feshine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Türk Borçlar Kanununun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel (istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün(hasılat) kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür.
6100 sayılı HMK'nun 26/1. maddesine göre "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Davacı dava dilekçesinde; ödenmeyen kira alacağı için icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesini istemiştir.
Davada TBK' nun 316. maddesi uyarınca akde aykırılık nedeniyle tahliye veya akdin feshi talebi yoktur.
Bu durumda mahkemece öncelikle kiralanan taşınmazın tahliye edildiği savunulmakla, davalı kiracının usulune uygun olarak taşınmazı tahliye edip etmediği, tahliye talebinin konusuz kalıp kalmadığı üzerinde durularak, tahliye edilmediğinin anlaşılması karşısında temerrüt koşulları incelenerek sonucuna göre akdin feshi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davacı talebi aşılarak akde aykırılık nedeniyle akdin feshine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5514, K. 2018/2879, 22 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama