KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/6458 E., 2019/3259 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2019
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar; murislerin maliki olduğu dükkana ilişkin davalı ile 01/04/2012 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesinin akdediliğini, sözleşmeye konu dükkanın aylık kira bedelinin 850,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davalının kiralananda 01/04/2012-30/01/2012 tarihleri arasında kiracı olarak kaldığını ancak kira ödemediğini, 2012 yılı kasım ayı başında dükkanı tahliye ettiğini, ödenmeyen ilgili döneme ilişkin kira bedelinin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız bir şekilde itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap vermemiştir.
Mahkemece; davalı borçlunun kiralananda 01/04/2012 - 30/01/2012 tarihleri arasında kiracı olarak kaldığını, kira bedellerini ödediği hususundaki ispat külfeti kendisinde olmasına rağmen hiçbir ödeme belgesi ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazının iptaline ve takibin devamına, takibe konu miktarın %20'sine tekamül eden miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği, açıklanmıştır.
Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.
Bu bağlamda; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Dosyanın incelenmesinde; davalının aldığı toplam 20 ay hapis cezası nedeniyle 25/11/2015 tarihinde cezanın infazına başlandığı, davanın ise 15/12/2015 tarihinde açıldığı ve 16/02/2016 tarihinde karar verildiği, davalının daha sonra Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 18/02/2016 tarihli ilamıyla tahliyesine karar verildiği, bu şekilde davalıya yargılama sırasında usulüne uygun bildirim yapılmadığı görülmektedir.
O halde, mahkemece; dava dilekçesinin, usulünce davalıya tebliğ edilmesi ve savunma olanağı tanınması, sonrasında ise davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6458, K. 2019/3259, 11 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama