KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/6538 E., 2017/18234 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2017
Karar Metni
861 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 19.12.2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davacı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi ve bu konuda bir araştırma yapılması gerektiği heyetçe zorunlu görüldüğünden, Yargıtay Kanununun 24/1 ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 21/3 maddeleri uyarınca görüşmenin 26.12.2017 günü saat 10.00’a bırakılması uygun görüldü.
Belirli gün ve saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı vakfa ait hastanenin kar paylaşımlı olarak işletilmesi amacıyla taraflar arasında 02.03.2011 tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya 2.500.000 USD+KDV ödemenin taksitler halinde yapılacağının ve ayrıca aylık 65.000 TL+KDV kira ödemesinin yapılacağının kararlaştırıldığını, kiraya veren davalı vakıf ticari işletmesinin tek taraflı olarak Noter aracılığı ile kira sözleşmesini feshettiğini bildirdiği,
ihtarda ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını, feshin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davalıya ödenen 835.682,89 USD'nin dava tarihindeki karşılığı 1.459.018,75 TL ile 76.700 TL Mayıs ayı kira bedelinin dava tarihinden itibaren TCMB'nin kısa vadeli kredilere uyguladığı değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı; davalı ile davacı şirketin arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesi gereğince davacı tarfından ödenmesi gereken bedellerin ödenmediğini ve 1.770.000 USD miktarlı teminat mektubunun davalıya teslim edilmediğini, sözleşmeye göre ödemelerin zamanında yapılmaması ve teminat mektubunun zamanında teslim edilmemesi durumunda, ödenen bedellerin cezai şart olarak iade edilmeyeceği ve sözleşmenin fesh edileceğinin düzenlendiğini, davacıya verilen ek süreye rağmen davacının edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının tacir olduğundan cezai şartın geçerli olmadığını ve indirilmesini talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; tarafların tacir olması nedeniyle cezai şartın geçerli ve taraflar açısından bağlayıcı olduğu ve davacının temerrüde düşmesi nedeniyle kararlaştırılan cezai şarttan sorumlu olduğu ve ödenen bedellerin istenemeyeceği, ancak sözleşmedeki cezai şartın nedeniyle davacının ekonomik olarak mahfına yol açacağından, ödenen cezai şarttan 768.359,37 TL hakkaniyet indirimi yapılarak bu miktarın dava tarihinden işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, tarafların tacir olması nedeniyle cezai şartın geçerli ve taraflar açısından bağlayıcı olduğu ve davacının temerrüde düşmesi nedeniyle kararlaştırılan cezai şarttan sorumlu olduğu ve ödenen bedellerin istenemeyeceği, ancak sözleşmedeki cezai şart nedeniyle davacının ekonomik olarak mahfına yol açacağından cezai şarttan hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulduğuna göre, Borçlar Kanununun 43 ve 44. (6098 sayılı TBK m. 51, 52) maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyet indirimi yapılması sebebiyle, haklılığı ortaya çıkan (hakkaniyet indirimi yapılan) taraf aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, davacı lehine 44.684,37 TL vekalet ücretine takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6538, K. 2017/18234, 26 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama