İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2019/837 K.2019/6385

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten…

Esas2019/837Karar2019/6385Tarih9 Eylül 2019Okuma6 dk · 1.241 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2019/837 E., 2019/6385 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Eylül 2019
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.241 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacılar; dava dışı ... ve davalıların 13.05.1974 tarihli harici sözleşme ile kendilerine bir taşınmaz sattıklarını, dava dışı Kamil'in 1/3 tapulu hissesini devrettiğini, davalıların murisleri ...,... 'ın ise zilyetlikten malik olmaları nedeni ile tapu devrini gerçekleştiremediklerini ve 14.05.1974 tarihinde tapusuz alanların kendi adlarına tescili için Kadastro Mahkemesi'nde dava açtıklarını; ilgili davada verilen nihai kararın 17.10.2011 tarihinde kesinleştiğini; müvekkillerinin, sözleşme uyarınca tüm parayı ödemelerine rağmen, 2/3 hisseye ilişkin tapuyu alamadıklarını belirterek.

Kadastro Mahkemesi kararı doğrultusunda davalılar adına tescil edilen hisselerin tapusunun iptali ile davacılar adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde ödenen bedelin uyarlanarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili; süresinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, esas yönünden de murislerinin paylarını devir ve temlik etmediklerini, kendilerine para ödenmediğini, adi ortaklık sözleşmesinin 13.maddesi ile davacının bahsettiği belgenin iptal edildiğini, kaldı ki adi ortaklık sözleşmesinin de BK.20/2.maddesine göre mutlak butlanla batıl olduğunu, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, dair verilen karar, Dairemizin 16.02.2015 tarihli ve 2014/9562 E., 2015/2237 K. sayılı ilamı ile;

"..Hükmü, ödenen bedelin iadesi talebine ilişkin olarak verilen karar yönünden, davacılar vekili temyiz etmektedir...Somut olayda; davacılar ve davalıların murisleri arasında akdedilmiş olan bir önsatış sözleşmesi olduğu tartışmasızdır. O halde, dava konusu ihtilafta uygulanacak zamanaşımı süresi, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle 818 sayılı B.K. 125. maddesi gereğince 10 yıldır.

Zamanaşımı süresinin başlama tarihi ise, ifanın imkansız hale geldiği (Kadastro Mahkemesi kararının kesinleştiği) 17.10.2011 tarihidir. Bu durumda, 23.11.2012 tarihinde açılan iş bu davada zamanaşımı süresi dolmuş değildir.

Mahkemece, bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile dava zamanaşımının dolduğu gerekçe gösterilerek, davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, davalılar vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 17.12.2015 tarihli ve 2015/11444 E., ... K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra bu kez İzmir 3. Noterliğinin 27567 yevmiye nolu ortaklık sözleşmesinin 13.maddesi ile 13.05.1974 tarihinde yapılan ön satış mukavelesinin ... 'e ait maddeleri dışındaki maddelerinin taraflarca daha sonradan düzenlenen 19.08.1974 tarihinde düzenlenen sözleşme ile yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle davacıların alacak talebinde bulunamayacakları gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 2016/17190 Esas - 2017 / 10657 Karar sayılı ve 21/06/2017 tarihli kararı ile anılan karar; "...Davacıların taleplerinin taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine yönelik bir talep olarak değerlendirilmesi gerekir.

...Bütün bu açıklamalar ışığında, somut olaya bakıldığında; öncelikle, adi ortakların tümünü ilgilendiren böyle bir davada, dava dışı ortakların da davada taraf olarak yer alması zorunludur. Nitekim, Türk Borçlar kanununun 644. maddesinde de ortaklığın sona ermesi halinde tasfiyenin, yönetici olmayan ortaklarda dahil olmak üzere, bütün ortakların elbirliği ile yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Bu itibarla dava dışı ortakların davaya dahil edilmesi için davacı tarafa mehil verilip taraf teşkili sağlanarak, yargılama yapılması gerekmektedir. Bundan sonra ise; uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözeltilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir... " gerekçesi ile bozulmuş; mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra; davacı tarafa dava dışı ortakları davaya dahil etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, buna ilişkin ihtarat yapıldığı halde süresinde dahil edilmemesi gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir .

Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen istisnalar dışında kesindir.

Bu sebeple 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90.maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı Kanun'un 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir.

Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi mümkün değildir.

Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazan davanın kaybedilmesine dahi sebep olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.

Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.

Mahkemece tarafın yatırması gereken giderler kalem kalem tebligat ücreti, tanık masrafı olarak hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur.

Bu nedenle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 94.maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararında; yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekir.

Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup; hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.

Somut olayda, mahkemenin 30/10/2018 tarihli duruşmada "Dava dışı ortakların davaya dahili için davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içinde dahil edilmemesi halinde dosyanın mevcut durumuna göre karar verileceği hususunun ihtarına " şeklinde ara kararı oluşturulduğu, bu ara kararının anılan duruşmada mazereti nedeni ile bulunmayan davacı vekiline 05/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekilinin 28/11/2018 tarihinde davaya dahil edilmesi gereken sekiz kişinin isim ve adresini içeren dilekçe sunduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, oluşturulan ara kararında ve tebliğ edilen ihtar belgesinde davacı yanın hangi işlemleri yapması gerektiği, gider gerekiyor ise miktarının ne olduğu, iki haftalık kesin sürede davacı yandan neleri yapmasının beklendiği açıklanmadığı gibi davanın reddedilebileceği de anlatılmamıştır .

Mahkemece, HMK 94. maddesine uygun şekilde açık & net olarak ara kararı oluşturulması gerekirken belirsiz ifadeler kullanılması, davacı tarafa yapması gereken işlemlerin ayrı ayrı, ayrıntıları ile açıklanmaması doğru bulunmamıştır. Yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir .

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/837, K. 2019/6385, 9 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/837
Karar No
2019/6385
Tarih
9 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2019/837 K.2019/9280
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2019/838 K.2019/34338
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2019/840 K.2019/3822
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2019/840 K.2019/9338
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2019/841 K.2019/13742
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2019/841 K.2019/9337

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.