KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/2371 E., 2020/3724 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2020
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davacı lehine 31.10.2008 tarihli olurla 18.788,60 m2 açık işletme izni ve 11.11.2008 tarihli olurla 822,84 m2 pasa döküm alanı izni verildiği, davalının bu izin sahalarına ilişkin 2008-2012 yılları arasındaki ödemesi gereken izin bedellerini ödemediğinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 43.848,52 TL alacağın 6183 sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun gereği gecikme zammı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 43.848,52TL alacağın dava tarihi olan 27/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin gecikme zammına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı şirket tarafından düzenlenerek davacı kuruma verilen ... 4. Noterliğinin 1881 yevmiye nolu taahhüt senedinin 3. Maddesinde; zamanında ödenmeyen bedeller için 6183 Sayılı Kanun 51. maddesine göre tahsilatın yapılacağı belirtilmiştir. Mahkemece; davalı tarafından kabul edilen ve davacıya verilen taahhüt senedine göre, izin bedellerinin ödeme zamanı ve vadesinde ödenmediği takdirde uygulanacak faiz oranının belirlendiği, bu nedenle alacağa vade tarihinden itibaren taahhüt senedinde kararlaştırılan faiz oranının uygulanması gerektiği dikkate alınarak, davaya konu edilen alacak bedellerine dava tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulanması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
2- Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise, haksız çıkan (davayı kaybeden) taraf yargılama gideri olarak vekâlet ücretine de mahkûm edilir. (HMK 323 1/ğ).
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca; konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında olmamak kaydıyla nispi olarak belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Davanın tamamen veya kısmen kazanılması ya da reddedilmesi halinde ise, nispi vekalet ücreti kabul ya da reddedilen müddeabihin değeri üzerinden hesaplanır.
Somut uyuşmazlıkta; mahkemece; alacak davası 43.848,52TL üzerinden kabul edilmiş olmasına rağmen davacı lehine nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/2371, K. 2020/3724, 30 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama