KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/3561 E., 2020/7129 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2020
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; ... Hastanesi Başhekimliği tarafından davalı personele fazladan ek ödeme yapıldığının tespit edildiğini, idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan, salt hatalı ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan istenebileceğini ileri sürerek; davalıya mevzuata aykırı olarak yapılan 5.328,54 TL fazla ödemenin, ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendi kusurundan kaynaklı yapmış olduğu fazla ödemeleri isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen 25/11/2014 tarihli hüküm, davalı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 03/05/2017 tarihli ve 2016/12 E. 2017/6461 K. sayılı kararla, davalının zaman aşımı iddiası yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen 04/10/2018 tarihli hüküm, davacı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 01/07/2019 tarihli ve 2019/720 E. 2019/6024 K. sayılı kararla, davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkemece; davacının iddiasını ispat ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6100 sayılı HMK'nın 279. maddesi hükmüne göre; bilirkişi, raporunu hazırlarken, dayandığı somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu, aynı zamanda denetime de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; hükme esas alınan 12/09/2014 tarihli bilirkişi raporu, hüküm vermeye yeterli değildir. Zira, alınan raporun düzenlendiği tarihte hesaplamaya esas alınması gerekli belgelerin tamamının dosya içerisinde yer almamakta olup, Dairece verilen 03/05/2017 tarihli bozma kararından sonra söz konusu evraklar dosya içerisine getirtilmiştir. Bundan ayrı, bilirkişi raporunda sadece yapılan ödemelerin listelenmesi suretiyle fazla ödeme yapıldığına ilişkin tespite yer verildiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; konusunda uzman bilirkişiden, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını da karşılayan rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/3561, K. 2020/7129, 26 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama