KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/4191 E., 2020/4644 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2020
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Davacı, davalının imzasının yer aldığı borç ikrarını içerir belge ile Gaziantep 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/12333 E. sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, imza inkarında bulunmakla birlikte icra takibine konu olan belgenin tahrif edildiğini, davacıya her hangi bir borcu olmadığını beyan ederek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının Gaziantep 7. İcra müdürlüğünün 2010/12333 sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 32.616,29 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ve icra inkar tazminatının reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, yazılı
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
şekilde davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/4191, K. 2020/4644, 23 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama