KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/4904 E., 2020/8027 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2020
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, 07.03.2008 tarihinde davalı müteahhitten satın aldığı dava konusu İstanbul / Sultangazi’de bulunan binanın bodrum katındaki 1 numaralı dairenin arka tarafında yer alan 2 odasında ve balkonunda 2013 yılı Temmuz ayı başlarında ani çatlama ve çökmeler meydana geldiğini, davalının bu ayıpla ilgilenmemesi üzerine değişik iş sayılı dosya üzerinden tespit yaptırıp, güvenlik tehlikesi olduğundan imalat hatasından kaynaklı hasarları 17.032,00 TL bedelle giderdiğini ileri sürerek; delil tespiti masrafı dahil toplam 17.946,65 TL’nin avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın müteahhitliğini yapmadığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını bildirerek; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davanın kısmen kabulü ile 12.195,00 TL’nin 15.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, konut satışından kaynaklı ortaya çıkan ayıpların tazmini isteğine ilişkindir. Mahkemece, aldırılan rapora bağlı kalınarak ve 5 yıllık zamanaşımı süresi aşılmış olduğu halde, davalının süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmadığı tespiti yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre, dava dilekçesinin davalıya 10.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20.12.2013 tarihli dilekçesi ile süre uzatım talebinde bulunduğu, mahkemece aynı tarihte süre uzatım talebinin kabul edilerek cevap süresinin 2 hafta uzatıldığı,
davalının bu süre içerisinde uyap üzerinden havale ettiği 03.01.2014 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalının zamanaşımı itirazının süresinde yapılmadığına ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu söylenemez ise de; hem değişik iş sayılı dosyada aldırılan heyet raporu hem de eldeki bu davada aldırılan bilirkişi roporu dikkate alındığında, dava konusu daire içinde ve teras balkonunda meydana gelen çökme ve ayrılmalar TBK 244/3 maddesi kapsamında satıcının ağır kusuru kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğunun ve buna göre de davanın zamanaşımına uğramadığının kabulü gerekir.
Mahkeme kararı bu yön itibariyle usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte, sonucu itibari ile karar doğru olduğundan mahkeme gerekçesinin belirtildiği şekilde düzeltilerek kararın onanması gerekmiştir.
3- Davacı, dava dilekçesinde talep ettiği miktarın avans faizi ile birlikte tahsilini istemiş, mahkemece davalıdan tahsiline karar verilen miktara yasal faiz işletilerek hüküm kurulmuştur. Oysa ki, eldeki davada davalı, tacir olduğu için yapılan iş ticari olup, davacı hüküm altına alınan miktara avans faizi isteme hakkına sahiptir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davacı alacağına avans faizi uygulanması gerekirken, yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir. Ne var ki, değinilen bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması usulün 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/4904, K. 2020/8027, 21 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama