KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/8433 E., 2021/9487 K.·Mahkemesi :tüketici Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2021
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı ile imzaladıkları satış vaadi sözleşmesinin feshedildiğini, davalının 27/08/2012 tarihinde 40 adet senedi ve makbuz ile 5.442,76 TL’yi elden iade ettiğini, kalan bedelin banka hesabına yatıralacağının söylendiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek; iade edilecek 41.510,24 TL’nin 01/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; satış vaadi sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşme ile belirlenen hizmet ve işlem gideri, cayma tazminatı, avukatlık ücretinin alınmasına rıza gösterip bakiye bedeli aldığını, 28/08/2012 tarihli akdin feshi ve ibraname başlıklı belge ile hiçbir hak ve alacağının kalmadığını, bono, evraklar ve iade edilen tutar dahil tüm hak ve alacaklarını eksiksiz olarak aldığını, kendisine ibra ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabülüne ilişkin verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 19/12/2018 tarihli ve 2016/12063 Esas 2018/12402 Karar sayılı kararıyla; gerekçede davacının bakiye 41.452,24TL alacağının kaldığı belirtilmesine rağmen 41.510,24TL üzerinden davanın kabulüne karar verilerek çelişki oluşturulduğu, kabul edilen miktara ne şekilde ulaşıldığı hususunun gerekçede açık ve anlaşılır bir şekilde yer alması gerektiği, bu hususlar göz ardı edilerek yetersiz ve çelişkili gerekçe ile hüküm tesisinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 41.452,24 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya yönelik talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 30/06/2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, akdin feshi ve ibraname başlıklı belge ile söz konusu sözleşmenin feshedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı tarafından yapılan ödemeden, iadesi gereken tutara ve davacıya yapılan ödemenin miktarına ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya makbuzla 5.442,76 TL ödeme yapıldığını belirterek davacıya iadesi gereken tutar hesaplanmış ise de akdin feshi ve ibraname başlıklı belgede.
"Akdin feshi sebebiyle 30/06/2012 tarihli sözleşmedeki cezai şartlar, ek madde 8. hükmü gereği hizmet ve işlem gideri, icra masraf ve vekalet ücretleri ile vazgeçme akçesi ve sair cari hesabımdaki borçların mahsubu ile tarafımdan daire bedeline mahsuben yapılan kısmi ödemelerden geriye kalan kısmın 12.395 TL olduğunu kabul ederek gerekli mahsupların yapılması ile tarafıma iade edilecek bakiye kısım olan 12.395 TL'yi eksiksiz olarak elden teslim aldım." ifadesi yer almakta olup söz konusu belge davacı tarafından "paranın tamamının ödenmesi şartı ile kabul ediyorum,
ödediğim bedelin tamamının iadesini istiyorum ve bu hakkımı saklı tutuyorum” şeklinde ihtirazi kayıt ile imzalanmıştır. Akdin feshi ve ibraname başlıklı belge davacı tarafından ihtirazi kayıt konularak imzalanmış ise de söz konusu belgede 12.395 TL'nin elden teslim alındığına ilişkin bir ibare bulunmaktadır.
Mahkemece bu hususun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
FAA/SA
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/8433, K. 2021/9487, 5 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama