KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2021/6298 E., 2022/1020 K.·Mahkemesi : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2022
- Mahkemesi
- GAZİANTEP 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
802 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalılara ait Şehitkamil İlçesi Güvenevler Mahallesi adresindeki tapunun 21K-4A-4D/3301/1 pafta/ada/parsel numarasında kayıtlı arsa/arazi üzerine yapılacak yapının yapı denetim hizmetini üstlendiğini, kendisine düşen görevleri eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalıların ödeme yapmamaları nedeniyle aleyhlerine icra takibi başlattığını, davalılar tarafından takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, ayrıca borçlu ... vekili tarafından sunulan belgeyi kabul etmediğini ileri sürerek; vaki itirazın iptalini, takibin devamına ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, cevap dilekçesi ekinde ibraz etmiş oldukları ibranameden de anlaşılacağı üzere davacıya bir borçlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; her ne kadar bilirkişi raporları sonrası davacı tarafından ibranamenin sahte olarak düzenlendiği, fotokopi olduğu, imzalarının taklit edildiği iddia edilmiş ise de, ibranamenin varlığına ilişkin savunma yapıldığı ve bu doğrultuda ibraname sureti ibraz edildiği halde süresinde açıkça imzaya itiraz etmeyen davacının sonradan ileri sürdüğü bu iddiasının, iddianın genişletilmesi mahiyetinde olup,
davalı vekilinin cevap dilekçelerinde "ibranameyi kabul etmediğini beyan eden davacının açıkça imzaya itiraz etmemesi nedeniyle bu savunmasına muvafakat etmediğine" dair beyanı da dikkate alınarak davacının iddianın genişletilmesi mahiyetindeki bu beyanına itibar edilmediği, ibra nedeniyle davacının yapı denetim sözleşmesinden kaynaklı davalılardan herhangi bir alacağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi;
“(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.”
Aynı Kanun’un “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi;
“(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. ”
HMK’nın “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;
“ (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. ” şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Somut olaya gelince; dava dilekçesinde, davalı ... vekili tarafından sunulan belgenin kabul edilmediği belirtildiği gibi söz konusu ibraname başlıklı belgede imzası bulunan davacı şirket temsilcisi ...'ın 27.06.2018 tarihli celsede mahkeme huzurunda yapılan isticvabında; ibraname üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmek suretiyle imzaya
itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 211. maddesi gereğince davalıların delil olarak dayandığı ibraname üzerinde imza incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/6298, K. 2022/1020, 14 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama