İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/6469 K.2021/12959

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen…

Esas2021/6469Karar2021/12959Tarih14 Aralık 2021Okuma6 dk · 1.294 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2021/6469 E., 2021/12959 K.·Mahkemesi : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Aralık 2021
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.294 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacılar; davalı şirkete ait taşınmazın davacılardan ... tarafından satın alınmasına yönelik 5/3/2015 tarihli protokolün akdedildiğini, işbu protokolde belirtilen senetlerin tamamını ödemeleri halinde davalı şirketinde taşınmazın mülkiyetini devir edeceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin vadesi gelen ancak ödenmeyen 75.000TL ve 20.000TL bedelli senetleri icra takibine konu edilerek aleyhlerine takip başlattığını, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olmayan protokolün karşılıklı edimleri içerdiğini, protokole konu taşınmazın halen davalı şirketin üzerine kayıtlı olduğunu,

davalı şirketin edimini yerine getirmeden senet bedellerinin ödenmesini isteyemeyeceğini, davalı şirkete ödenen 25.000TL'nin iadesi için ayrıca dava açacaklarını ileri sürerek; aleyhlerine başlatılan icra takibi nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitini, takibin iptalini ve davalı şirketin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmişlerdir.

Davalı; davacılar ile akdettiği davaya konu protokolde karşılıklı edimlerin ifa sırasının açıkça belirlendiğini, davacıların edimini ifa etmedikleri sürece karşı edimin ifasını isteyemeyeceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; taraflar arasında düzenlenen 5/3/2015 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olduğu, davalının icra takibi başlatmasında kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacıların davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince; taraflar arasında düzenlenen 5/3/2015 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmenin geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerin taraflarına hak ve borç doğurmayacağı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 33 üncü maddesine göre; hâkim, Türk hukukunu resen uygular. Diğer bir anlatımla, bir davada taraflarca ileri sürülen vakıaların ve sözleşmenin hukuki nitelendirmesini yapmak, uygulanacak hukuk kaidelerini bulmak ve uygulamak hâkimin doğrudan görevidir.

Diğer taraftan bir sözleşmenin niteliğini; yazılışı ve taşıdığı hükümler tayin eder. Yorum, bir irade beyanının manasının tesbitidir. Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır(TBK m 19).

Bu aşamada inanç sözleşmesinin (inançlı işlemin) hukuki niteliğinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Bilindiği üzere Türk Hukukunda inanç sözleşmesini (inançlı işlemi) doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Ancak uygulama ve öğretide, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 26 ncı maddesinde yer alan “sözleşme özgürlüğü” ilkesi kapsamında inanç sözleşmesinin düzenlenebileceği ve geçerliliği kabul edilmektedir. İnançlı işlemde inanan ve inanılan taraf, inanç sözleşmesinin konusunun mülkiyetinin önce inanılana geçmesi, ardından inanana geri dönmesi hususunda anlaşırlar. İnançlı işlem güven esasına dayanan bir hukukî işlemdir. Taraflar birbirlerine duydukları güven sonucu bir malın mülkiyetini sözleşmenin karşı tarafına geçirir ve daha sonrasında bu malın kendisine geri döneceğine güvenir.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere mal varlığına dâhil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukukî muamelelerden daha güçlü bir hukukî durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.

Taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı inanç sözleşmesi ile alan kimsenin ise borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.

İnanç sözleşmesi, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli bir sözleşmedir(TBK m 97). Anılan sözleşmede taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair sözleşme hükümleri TBK'nın 26 ve 27 nci maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.

Tapulu bir taşınmazın inançlı işlemle temlikinde, inançlı işlemin yazılı biçimde yapılması gerekli ve yeterli olup, yazılı şeklin bir ispat koşulu olduğu 5/2/1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gereğidir.

Yine Hukuk Genel Kurulunun 14/7/2010 tarihli ve 2010/14-394 E. 2010/395 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere; inançlı işleme konu belgenin, sözleşme tarihinden önce ya da sonra düzenlenmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.

Bu noktada, uyuşmazlığın çözümü, davada dayanılan ve taraflarca 5/3/2015 tarihinde akdedilen "Protokol" başlıklı sözleşmenin hukuki tanım ve yorumunda toplanmaktadır. Davacılardan ...'ın borçlu, ...'ın kefil ve davalı şirketin alacaklı sıfatıyla imzaladığı sözleşme incelendiğinde; ...

İnşaat-... ...'ın davalı şirkete olan 120.000TL'lik borcuna istinaden 504 ada 8 parsel sayılı taşınmazda yer alan 2 numaralı bağımsız bölümün satın alındığı açıklandıktan sonra, borçlu ... tarafından keşide edilen bonolar vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonoların da muacceliyet kesbedeceğinin, bonolar vadelerinde ödendiği takdirde ise satışın senet sahibine yapılacağının kararlaştırıldığı, ayrıca borçlu ... tarafından 30/3/2015, 30/4/2015, 30/5/2015, 30/6/2015 ve 30/7/2015 vade tarihli ve 5.000TL bedelli, 30/6/2015 vade tarihli ve 20.000TL bedelli, 30/8/2015 vade tarihli ve 75.000TL bedelli bonoların keşide edildiği anlaşılmaktadır.

Dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden ise; dava dışı ... ... adına kayıtlı olup 504 ada 8 parsel sayılı taşınmazda yer alan 2 numaralı bağımsız bölümün davalı şirket temsilcisi olan ...’a 25/12/2014 tarihinde tapuda devredildiği, ayrıca 30/3/2015, 30/4/2015, 30/5/2015, 30/6/2015 ve 30/7/2015 vade tarihli ve 5.000TL bedelli bonolar nedeniyle davalı şirkete 25.000 TL'nin ödendiği belirlenmiştir.

Yapılan bu açıklamalar ile incelenen belgeler, TBK'nın 19 uncu maddesi ışığında incelendiğinde; davacıların sahibi bulunduğu ...

İnşaatın davalı şirkete olan 120.000 TL tutarındaki borcunun teminatı olarak, dava dışı ... ... adına kayıtlı taşınmazın davalı şirketin temsilcisi olan ...’a 25/12/2014 tarihinde tapuda devredildiği, akabinde inançlı işlemin 5/3/2015 tarihinde protokol başlıklı sözleşmeye bağlandığı, işbu sözleşme ile devredilen hakkın inanılan davalı şirket tarafından inanan davacılara yedi adet bono ile toplamda 120.000TL ödenmesi halinde iade edileceğinin ve sözleşmenin son bononun ödenmesi ile sona ereceğinin kararlaştırıldığı,

sözleşmede belirtilen 30/3/2015, 30/4/2015, 30/5/2015, 30/6/2015 ve 30/7/2015 vade tarihli ve 5.000TL bedelli bonolar nedeniyle davacılar tarafından davalı şirkete toplamda 25.000TL ödendiği, ancak 30/6/2015 ve 30/8/2015 vade tarihli bonoların ödenmemesi üzerine davalı şirket tarafından davacılar aleyhine 18/01/2017 tarihinde davaya konu icra takibinin başlatılmış olduğu dosya kapsamı ile sabittir.

Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, taraflar arasındaki inançlı işlemi açıklayan ve devredilen hakkın inanılan davalı şirket tarafından inanan davacılara iade şartlarını ve süresini belirleyen 5/3/2015 tarihli inanç sözleşmenin geçerli olduğu, tapuda satış şeklinde yapılan temlikin de gerçekte inanç sözleşmesine dayalı ve hukuken geçerli bir temlik olduğu, dava konusu inanç sözleşmesinin tapuda yapılan resmi akitten sonra düzenlenmiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı,

her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen sözleşmede kararlaştırılan edimlerinin bir bölümünü ifa eden davacıların, bağlı oldukları bu sözleşme nedeniyle geriye kalan diğer edimlerini de ifa etmekle yükümlü bulundukları dikkate alınarak, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken; taraflarca ileri sürülen vakıalar ile sözleşmenin yanılgılı olarak değerlendirilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/6469, K. 2021/12959, 14 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6469
Karar No
2021/12959
Tarih
14 Aralık 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2021/6469 K.2021/11466
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2021/6469 K.2021/2223
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/6469 K.2021/9921
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2021/6470 K.2021/20751
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2021/6470 K.2021/16851
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/6470 K.2021/9922

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.