KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2021/6875 E., 2021/11684 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2021
Karar Metni
840 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, su hakkının kullanılmasına ilişkin 16.01.1987 tarihli imtiyaz sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağının tahsili amacıyla davalı tarafından hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, sözleşmedeki kira bedelinin sembolik olarak belirlendiğini, sözleşmenin niteliğinin kira sözleşmesi olmadığını, sözleşmeden kaynaklanan su tesisi kurma ve sözleşmenin sonunda davalıya bırakma ile köyün birtakım ihtiyaçlarının karşılanması yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı ile aralarında kira ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, "davanın kısmen kabulü ile davacının 141,31 TL asıl alacak ve 27,70 TL faiz olmak üzere toplam 164,01 TL borçlu olduğunun tespitine, davalı aleyhine talep edilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın" tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamının incelenmesinden davalının, Kızılcahamam İcra Müdürlüğünün 2011/177 sayılı dosyasıyla davacı aleyhine 2006-2011 yıllarına ilişkin kira alacağı iddiasıyla 123.296 TL asıl alacak 21.966,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 145.262,13 TL üzerinden kiralanan taşınmazların ilamsız tahliyesi yolu ile icra takibi başlattığı, davacının süresinde borca itiraz edememesi nedeniyle, iş bu dava ile davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 141,31 TL asıl alacak 27,70 TL faiz olmak üzere toplam 164,01 TL borçlu olduğunun tespitine ilişkin kararı, davacının davalıya fazlaya ilişkin miktardan borçlu bulunmadığı anlamını taşımaktadır. Hal böyle olunca davanın reddedilen kısmı 164,01 TL iken kabul edilen kısmı (145.262,13 TL- 164,01 TL) 145.098,12 TL olduğu ortadadır.
1.2014 yılı Yargı Harçları Tarifesine göre konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında nisbi karar ve ilam harcı alınır.
İş bu menfi tespit davasında kabul edilen miktar 145.098,12 TL olup; karar tarihinde alınması gereken nisbi karar ve ilam harcı 9.911,65 TL dir. Davacının davanın başında yatırdığı 2.480,75 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 7.430,90 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına; davacı tarafından yatırılan harç miktarı olan 2.480,75 TL'nin de (kabul edilen tutar yönünden) davada haksız çıkan davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hükmün 3.bendi ile "Alınması gerekli 25,20 TL Karar ve ilam harcının peşin alınan 2.480,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.455,55 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine," karar verilmesi kanunun emredici hükümlerine aykırı olup bozma sebebidir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun yargılama giderlerinden sorumluluğa ilişkin 326.maddesinin 2. fıkrası gereği davada iki tarafın da kısmen haklı çıkması halinde yargılama giderleri tarafların haklılık oranına göre paylaştırılır.
Davada kabul edilen miktar 145.098,12 TL, reddedilen miktar 164,01 TL olduğuna göre, davacı tarafından yapılan toplam 2.962 TL yargılama giderinden 3,34 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 2.958,66 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; hükmün 4.bendi ile "Davacı tarafından yapılan 2.962,00 TL yargılama giderlerinden kabul ve ret oranlarına göre 3,34 TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına," karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3.Davacı kendini bir vekille temsil ettirmiş olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen miktar üzerinden 13.905,93 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, hükmün 5.bendinde "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmesi yerinde olmadığı gibi yine davalı kendini bir vekille temsil ettirmiş olup,
karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin m. 12/3 hükmüne göre vekalet ücreti reddedilen tutarı geçemeyeceğinden lehine 164,01 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmün 6. bendinde "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 13.905,89 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," de doğru görülmemiştir.
Mahkeme kararı yukarıda açıklanan her üç bent gereğince bozulması gerekir. Ne var ki bu yönler yeniden yargılama yapılmasının gerektirmediğinden kararın HUMK m 438/7 hükmü gereği kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/6875, K. 2021/11684, 18 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama