KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2021/8407 E., 2022/114 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2022
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili ve davalılardan... Bankası vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; davacıların temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar; murisleri ...’ün davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, kredinin 30 taksitini ödedikten sonra 24.10.2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin kullandığı kredinin diğer davalı .... tarafından hayat poliçesi ile sigortalandığını, poliçeye göre vefat meydana gelmekle riskin gerçekleştiğini, sigorta şirketince kredinin 24.10.2013 tarihinden sonraki taksitlerinin ödenmesi gerekirken, yapılan tüm müracaatların gerek sigorta şirketi ve gerekse davalı banka şubesince reddedildiğini ileri sürerek;
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 13.567,71 TL borçlu olmadıklarının tespitine, 04.11.2013 tarihinde davalı banka tarafından murisin ek hesabından kredi taksiti ödemesi olarak kullanılan 505 TL'nin dava tarihinden itibarin ticari avans faiziyle tahsilini, olmadığı takdirde davalı sigorta tarafından düzenlenen hayat poliçesindeki teminatın diğer davalı banka nezdindeki kredi borçları mahsup edildikten sonra bakiye teminat olarak şimdilik 1.000 TL'nin ihtar tarihi olan 04.02.2014 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen; hüküm, davalı ... Bankasının temyizi üzerine; Dairece verilen 22.10.2020 tarihli ve 2020/3785 E. 2020/6105 K. sayılı kararla; “...davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkemece; davalı ....'ye karşı açılan menfi tespit davasının husumet yokluğu nedeniyle, alacak davasının esastan reddine, davalı ... Bankasına karşı açılan menfi tespit davasının kısmen kabulü ile tüketici kredisinden kaynaklanan 3.759,48 TL'lik borç yönüyle davacıların davalı ... Bankasına borçlu olmadığının tespitine, alacak davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ve davalılardan... Bankası vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... vekilinin temyiz istemi yönünden;
5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK'nın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2021 tarihinden itibaren 4.270 TL'ye çıkarılmıştır.
Hüküm, karar tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarihli ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddi gerekir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Bir mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak meydana gelebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, (bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle) kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Somut olayda; mahkemece verilen ilk hükümde hakkındaki talepler red edilen davalı sigorta şirketi lehine tek vekalet ücretine hükmedildiği, kararın davalı sigorta şirketi tarafından temyiz edilmediği, bu itibarla hükmün davalı sigorta şirketi yönünden kesinleştiği, ancak mahkemece davacılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak gereği bozma sonrası verilen kararda da, ilk karardaki vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde menfi tespit ve alacak istemleri nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
D
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8407, K. 2022/114, 19 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama