KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/2650 E., 2025/1679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/776 E., 2024/914 K.
- Dava tarihi
- 01.11.2021
- İlk derece mahkemesi
- Niğde 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/165 E., 2024/23 K.
Karar Metni
693 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin murisi ...'nin 21.06.2021 tarihinde vefat ettiğini, murisin mirasçılarından davalı ...’nın murisin sağlığında, değişik tarihlerde murisi adına kayıtlı 4 adet bağımsız bölümün murisin vekili olarak satış işlemini yaptığını, yapılan satışlar sebebiyle murisin malvarlığında bir nakit artışı olmadığını, satışlarda gayrimenkul değerlerinin gerçek değerlerinin altında gösterildiğini, satışların bizzat davalı tarafından vekaletname ile yapılmış olduğunu, satış sonrası satış bedellerinin murisin terekesine yansımadığını, satış işlemleri sebebiyle müvekkilinin miras payı oranında zarara uğradığını,
satışlar sebebiyle murisin vefatı sonrası murisin malvarlığından müvekkiline intikal eden bir bedel olmadığını ileri sürerek. Muris ...'nin vekaletinin davalı tarafından kötüye kullanması sebebiyle müvekkilinin miras payı oranında zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; bu davanın terekeye iade şeklinde açılması gerektiğini, murisi ...'nin doksan yaşında ve eşi ...'nin ise seksen dört yaşında vefat ettiğini, bakımlarını müvekkili ile kardeşi ...'nin birlikte gerçekleştirdiğini, haftanın belirli günleri bakım için yanlarında kaldıklarını, bakıcı
masrafları, doktor masrafları, evin giderleri vs için muris ...'nin bazı gayrimenkullerinin satışını gerçekleştirdiğini, gayrimenkullerden elde etmiş olduğu gelirleri ise bakımları için kullandığını, çok yaşlanıp notere gitmekte zorlanmaya başladıktan sonra müvekkiline noterden vekalet verdiğini, vekaletname için de sağlık raporu aldığını akıl sağlığının da yerinde olduğunu, muris ...'nin talebi ile satışları gerçekleştirdiğini, satışlar sonrasında elde edilmiş olan gelirlerin ...’ye verildiğini, ...'nin kendisi ve eşi için gerekli olan bakım giderlerini satışlardan elde ettiği gelirle karşıladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporları, taşınmaz satım sözleşmeleri, banka hesap dökümleri ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının vekalet görevini kasıtlı bir şekilde muris ...'ı zarara uğratmak kastıyla kötüye kullandığının davacı tarafça ispat edilemediği, salt taşınmaz satım sözleşmelerinde gözüken satım bedellerinin, bilirkişi raporlarıyla belirlenen devir tarihindeki piyasa değerinin altında olmasının davalının vekalet görevini kötüye kullanmış sayılabilmesi için yeterli olmadığı, tasarrufların murisin bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığı,
satılacak dairelerin ve satım bedellerinin belirlenmesinde vekil edenin talimatlarına uyulduğu tanık anlatımlarıyla anlaşılmakla vekalet görevinin kötüye kullanıldığından bahsedilemeyeceği, davacı tarafça muris muvaazası veya vekalet görevinin gereği gibi yerine getirilmediği değil, vekalet görevinin kötüye kullanılmış olduğu iddiasına dayanıldığından, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, taşınmaz resmi satış senedi, alanlarında uzman bilirkişilerinden aldırılan raporlardaki tespit ve değerlendirmeler ile dinlenen tüm tanık beyanları birlikte nazara alındığında mahkemenin delilleri taktirinde ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının davasını usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Müvekkilinin murisinin mirasçısı olduğunu, murisin mirasçısı olması sebebiyle müvekkilinin davalıdan miras payı oranında tazmin talebinde bulunmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, davalının satışlardan elde edilen geliri murise teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, tüm dosya kapsamına göre mevcut ve devredilen malvarlığı miktarına göre davalının söz konusu satım gelirlerinin murisin eşine harcadığı iddiasını kabul edilebilir olmadığını, murisin hem ihtiyacının olması hemde yüklü miktarda bağış yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinin kötüye kullanılmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle taşınmazların devir tarihlerinden itibaren davalının hesap dökümleri incelendiğinde, hesaplarına satım bedellerine ilişkin herhangi bir para girişinin bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlenmiş olmasına, dinlenen tanık beyanlarından satışların murisin bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığı, satılacak dairelerin ve satım bedellerinin belirlenmesinde vekil edenin talimatlarına uyulduğunun anlaşılmasına, vekalet görevinin kötüye kullandığının davacı tarafça ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2650, K. 2025/1679, 17 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama