KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/2777 E., 2025/2636 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/452 E., 2024/855 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/336 E., 2022/265 K.
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl; davalı ile 1980'li yıllardan dava açılmasından 5-6 yıl öncesine kadar devam eden ortaklıkları olduğunu, ortaklıklarının hem köyde yapılan tarım işlerini hem de Bafra'da yürüttükleri terzilik işlerini kapsadığını, köyde ağırlıklı gelir getiren işlerinin tütün olduğunu, tütün dikimi yapabilmek için davalı adına o tarihlerde koçan ve tarlaları olduğunu, traktörleri ve köyde evleri bulunduğunu, Bafra'da konfeksiyon dükkanlarının olduğunu, tahminen 25 yılı aşkın süredir köydeki ve Bafra'daki gelirleri paylaşarak geçindiklerini,
2000'li yıllarda yaşanan ekonomik kriz ve davalının oğlunu evlendirmek için yapılan masraflar dolayısıyla son birkaç yılda borçlar biriktiğini, bu borçların bir kısmının davalı üzerine bir kısmının da kendi üzerine olduğunu, tahminen 5-6 yıldır davalı ile borçları ödeme yönünde girişimlerinin olduğunu, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek; davalı ile aralarındaki adi ortaklık ilişkisinin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, ortaklık sözleşmesini kabul etmediklerini, müvekkili ile davacı arasında yazılı olarak yapılan bir sözleşme bulunmadığını, davacının sunduğu sözleşmenin müvekkilinin iyiniyetinden faydalanılarak boş kağıda imza alınarak ve bilgisi olmadan doldurulduğunu, bu belgeye itibar edilemeyeceğini, gerçek bir ortaklık durumunda davacı tarafın gelirlerinin ve edinilmiş olan mal varlığının da ortaklık malı olarak belirlenmesi gerektiğini, sözleşmeye göre tarafların sermayesi, katılım payı, kâr ve zarar payının ne şekilde olacağının düzenlenmediğini,
böyle bir belgeyi ortaklık sözleşmesi olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, ortak olduğu ileri sürülen konu veya mallarla bu borçların herhangi bir ilgisi bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde gösterdiği borçların tamamının kendisi ve ailesinin işlerine yönelik borçlar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü, davacı tarafça süresinden sonra dava açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ortaklığın eylemli olarak sona erdiği 2006 yılından davanın açıldığı 05.07.2013 tarihine kadar beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının usulüne uygun zamanaaşımı def'i nedeniyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı asıl temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı asıl; derece mahkemelerince verilen kararların hatalı olduğunu, davada zamanaşımının dolmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, dosya kapsamı ve özellikle davalı tarafça imzası inkar edilmeyen 01.02.1999 tarihli sözleşme, dinlenen tanık beyanları ile kardeş olan taraflar arasında ortaklık ilişkisinin kurulduğunun sabit olmasına, ancak davacı tarafından daha öncesinde aynı konuya ilişkin açılan 2007/874 E., 2007/1268 K. sayılı dosyada davacı kabulüne göre de taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin eylemli olarak 2006 yılında sona ermiş olmasına,
ortaklığın eylemli olarak sona erdiği 2006 yılı ile davanın açıldığı 05.07.2013 tarihi arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 148. maddesinde tasfiye için öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2777, K. 2025/2636, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama