KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/3577 E., 2025/4243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1444 E., 2024/1587 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/442 E., 2023/183 K.
Karar Metni
1.024 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı asıllar ile davacılar vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., davalı şirket vekili ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'nin, 12.04.2016 tarihinde, davalı özel sağlık kurumuna bağlı hastanede doğum yaptığını, doğumun diğer davalı doktor tarafından gerçekleştirildiğini, doğumdan sonra 13.04.2016 tarihinde davalı hastanede yatmakta iken ağrısı olup olmadığı sorulmadan dikloron isimli ilacın kas içine enjekte edildiğini, iğne uygulamasından sonra müvekkilinde siyatik sinir yaralanması nedeniyle düşük ayak oluştuğunu, bu nedenle fizik tedavi gördüğünü, yeni doğan bebeği ile gereği gibi ilgilenemediğini,
diğer müvekkili ...'nin bebekle ve eşiyle ilgilenmek için sık sık o tarihte çalışmakta olduğu işinden izin aldığını ve bu nedenle işten çıkarıldığını, müvekkilinde yanlış iğne uygulaması nedeniyle maluliyet oluştuğunu, bu sorunun giderilmesi için tedavi gideri yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili ... için 50.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, ... için 16.350,00 TL maddi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında müvekkili Melike yönünden maddi tazminat talebini 2.787.077,77 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı şirket vekili; diğer davalı doktorun 2018 yılında müvekkili şirkete bağlı hastaneden ayrıldığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımının geçtiğini, davacı ile müvekkili arasında hasta kabul sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, davacıya uygulanan enjeksiyonun tıp kurallarına uygun yapıldığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, meydana gelen sonucun komplikasyon niteliğinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; davacının 12.04.2016 tarihinde doğumunun sorunsuz şekilde gerçekleştirilerek servise alındığını, 13.04.2016 tarihinde servis takibi sırasında hastanın ağrı şiakyeti belirtmesi üzerine dikloron isimli analjezik ağrı kesici yapılmasına karar verildiğini ve görevli hemşire tarafından uygulandığını, hastaya hastanede bulunduğu süreç içerisinde daha öncesinde de damar içi ve kas içine başka ilaç uygulamalarının hemşireler tarafından yapıldığını, hastanın ayağından şikayeti üzerine derhal fizik tedavi ve nöroloji bölümlerinden konsültasyon istendiğini ve müvekkilince yakından takip edildiğini,
ağrı kesici ilacın hastanın ağrı şikayetini bildirmesi üzerine ve tıbbi endikasyon doğrultusunda uygulandığını, enjeksiyona bağlı sinir yaralanmasının komplikasyon niteliğinde olduğunu, kaldı ki uygulanan enjeksiyon işleminde müvekkili doktorun hastaya herhangi bir müdahalesinin olmadığını savunarakdavanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıdan alınan onam formunun matbu nitelikte olup onam formunda yer alan "ameliyat sonrası kullanılan ilaç" ibaresinin de genel bir ibare olduğu, formda yer alan genel riskler arasında Adli Tıp Raporunda davacıya uygulanan ilacın sebep olabileceği sinir hasarının açıkça yer almadığı,
bu haliyle davacının kendisine yapılan iğnenin neden olabileceği risklere ilişkin yeterli derecede aydınlatıldığı ve bilgilendirildiğinin kabul edilemeyeceği, normal doğum yaptırılırken damar yolu açılan davacıya damar yolundan seruma katılmak suretiyle verilebilecek bir ilaç seçilmesi yerine doku yayılımı ve sinir hasarı riski olan ve kas içi uygulanan Dikloron iğnesinin tercih edilmesinin en emin ve riski az yolu seçmesi gereken hekimin vekalet görevini yerine getirmekte hatalı ve kusurlu olduğunu gösterdiği,
bu nedenle davacı ...'nin maluliyete uğradığı ve maluliyet nedeniyle uğradığı zararı ile manevi tazminat, diğer davacı ...'nin ise manevi tazminat talep edebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla. 12.04.2016 tarihinde gerçekleştirilen doğumdan önce aynı tarihli aydınlatılmış onam formunun düzenlenip davacı hasta tarafından imzalandığı, Mahkemece yapılan yargılama sırasında, dava konusu olayın niteliğine uygun, konusunda uzman ATK 7. İhtisas Kurulundan ve ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığında görevli öğretim görevlilerinden alınan, hüküm kurmaya, taraf ve kanun yolu denetimine uygun raporlar karşısında; davalı özel sağlık kurumunda, diğer davalı doktor tarafından, davacıya uygulanan tıbbi tedavi ve gerçekleştirilen tıbbi uygulamalar ile oluşan komplikasyon sonrası uygulamaların tıp kuralarına uygun yapıldığı, hastanın aydınlatılmış onam formları ile operasyon ve tedavi süreci ile komplikasyonlar konusunda usulünce bilgilendirildiği,
davacının doğum sonrasında yaşadığı sorunun komplikasyon niteliğinde olduğu ve meydana gelmesinde davalı tarafın kusur ve ihmalinin olmadığı, hal böyle olunca, mahkemece, yanılgılı hukuki değerlendirmeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın isabetli olmadığı gerekçesiyle; davalıların istinaf taleplerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkiline ağrısı olmadığı halde ve sorulmadan yapılan enjeksiyon nedeniyle maluliyet oluştuğunu, müvekkilinin doğum yaptığı sırada aşırı zayıf olup gebeliğin riskli olduğunu, bu hususun dikkate alınarak davalı doktorun tedavi konusunda daha özenli ve planlı olması gerektiğini, davalı hastanenin doğuma ilişkin düzenlediği birden fazla epikriz raporu olup bunun dahi özensizliği ortaya koyduğunu, davalı doktor ilaç orderında lüzumu halinde şeklinde not düşmüş olmasına ve müvekkilinin de ağrı şikayeti bulunmamasına rağmen uykudan uyandırılarak uygulanan damar yolu yerine kas içi enjeksiyon uygulanmasının davalının kusuru olduğunu, müvekkilinin oluşabilecek riskler konusunda aydınlatılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tüketici Mahkemesinde görülen eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup, davacıların dava dilekçesinde aydınlatılmış onam konusunda bir iddiada bulunmadıkları, bu iddianın ilk kez basit yargılama usulünde yeri olmayan ''cevaba cevap'' olarak adlandırılan dilekçede ileri sürüldüğü, ayrıca dosyada bulunan ''vajinal doğum için bilgilendirme ve hasta rıza belgesinde davacının işlem sonrasında kullanılan ilaç ve tıbbi malzemeye bağlı çeşitli komplikasyonların ortaya çıkabileceği konusunda bilgilendirildiği, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ATK 7. İhtisas Kurulu ile Ankara Üniversitesi'nden alınan raporlarda ortaya çıkan durumun komplikasyon niteliğinde olduğunun tespit edildiği, davacıya uygulanan dikloron ampul isimli ilacın
prospektüsünde de yer aldığı üzer İM (kas içi) uygulanması gerektiği anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3577, K. 2025/4243, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama