KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/3995 E., 2025/5203 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1679 E., 2024/1560 K.
- Dava tarihi
- 26.12.2022
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1360 E., 2024/516 K.
Karar Metni
1.350 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Av. ..., Av. ........ ile davalı ... vekili Av. ........'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi gereğince görüşmenin 03.11.2025 tarihine bırakılması uygun görülerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... avukatlık yapan ve 23.09.2015 tarihinde vefat eden Av. ...'ın eşi ve tek yasal mirasçısı olduğunu, müvekkilinin murisi ve eşi ... ile davalılar arasında davalıların murisleri .......ın ölmesi nedeniyle taraf oldukları Yalova Kadastro Mahkemesinin 1994/2 Esas ve 2014/102 Karar sayılı dosyasında davanın davalılar adına takibi için 12.07.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzaladığını, murisin 12.07.2013 tarihli vekaletname ile vekil olarak tayin edildiğini, murisin 12.07.2013 tarihli sözleşme uyarınca üstlendiği edim borcunu yerine getirdiğini,
sözleşmenin 6.maddesinde öngörülen akdi avukatlık ücretini almaya hak kazandığını, sözleşme konusu yerel mahkeme kararının kesinleşmesi tarihi itibarıyla muris vekilin akdi avukatlık ücreti alacağının muaccel olduğunu ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL akdi avukatlık ücreti alacağının 07.12.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; vekalet sözleşmesinden doğan alacaklarda zamanaşımının 5 yıl olduğunu, vekilin ölümü halinde vekalet sözleşmesinin ölümle kendiliğinden sona erdiğini ve mirasçıların varsa vekalet sözleşmesinden doğan alacaklarının da ölüm tarihinde muaccel hale geldiğini, dolayısıyla Av. ... 23.09.2015 tarihinde vefat ettiğinden 23.09.2020 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, avukatlık ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükümlerinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu ve geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; müteveffa avukat tarafından davalı lehine işler takip edildiği esnada avukatın 23.09.2015 tarihinde vefat ettiği, bu haliyle vekillik ilişkisinin de bu tarih itibarıyla sonlandığı, vefat tarihinin 23.09.2015 olduğu, avukatın alacaklarının muaccel hale geldiği tarihin de bu tarih olduğu, işbu davaya konu arabuluculuk aşamasına 01.12.2022 tarihinde başlanıldığı, 23.12.2022 tarihinde sonlandırıldığı,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513. maddesi de dikkate alındığında, müteveffa avukatın alacaklarını ileri sürebilmesi için son tarihin vefat tarihinden itibaren 5 yıl olup bu haliyle zamanaşımı süresinin 23.09.2020 tarihinde dolduğu, müteveffa avukatın varsa bile alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinin 12.07.2013 tarihinde imzalandığı, davacının murisi avukatın 23.09.2015 tarihinde vefat ettiği, 6098 sayılı TBK'nın 513. maddesi uyarınca bu tarih itibariyle vekalet alacağının muaccel hale geldiği, dava tarihi olan 26.12.2022 tarihi itibariyle de 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşıldığından Mahkeme kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili.
12.07.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ve bu sözleşmedeki vade tarihinin gözardı edildiğini, kararda bahsi geçen Yargıtay kararında vekalet ücret sözleşmesinin bulunmaması halinde vekalet ücreti alacağının ölümle muaccel olacağının belirtildiğini, avukatlık ücretinin muaccel olduğu tarihin Yalova Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan 1994/2 Esas sayılı davanın davalılar lehine sonuçlanarak kesinleştiği tarih olan 07.12.2017 tarihi olduğunu, sözleşmeden doğan alacaklarada zamanaşımının, alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlayacağını, Mahkemece zamanaşımı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığını,
dosyada 4 ayrı rapor mevcut iken ve bu raporların ilki hariç tüm raporlarda davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı belirtilmiş iken, Mahkemece ilk bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin yasal olmadığını
ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet verilen davacının murisinin davalılardan vekalet alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve vekalet akdinden kaynaklanan davaların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147/5. maddesi hükmü gereği 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu,
zamanaşımının ise vekalet ilişkisinin istifa, azil, ölüm vs. gibi sebeplerle son bulması yada vekilin hesap vermesi ile işlemeye başlayacağı, davacının murisinin 23.09.2015 tarihinde vefat ettiği, bu tarih itibariyle vekalet ilişkisi sona erdiğinden zamanaşımı süresinin de bu tarih itibariyle işlemeye başladığı, hal böyle olunca davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'ye verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, murisi eşi avukat tarafından davalılar ile yapılan ve vadeye bağlanan vekâlet ücret alacağını talep etmiş, yerel Mahkemece vekilin ölüm tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle dava reddedilmiştir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, tahsilâtının başarı şartına ve vadeye bağlandığı vekâlet sözleşmesinde avukatın ölümü ile alacağın muaccel olup olmayacağı ve somut uyuşmazlığın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı murisi avukat ile davalılar arasında, Yalova Kadastro Mahkemesinde derdest bulunan dosyada hukuki yardım konusunda vekâlet sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 6. maddesinde, “avukatlık ücreti uyuşmazlık konusu olan 480 dönümlük taşınmazın ve tapu fazlası olarak hazine adına yapılan tespitin iptali istenen taşınmazların ödeme tarihindeki piyasa rayiç bedelin yüzde onudur.
Bu vekâlet ücreti davanın iş sahipleri lehine olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi halinde tahakkuk edecektir ve ödenecektir.. Arazi üzerinden geçmekte olan yolun ve elektrik direklerinin kamulaştırmasız el atılması nedeni ile ilgili idarelere açılacak tazminat davaları sonucunda elde edilecek tazminatların %10 u, tazminatın ilgili idare tarafından ödendiği günü takip eden 20 gün sonunda vekâlet ücreti olarak ödenecektir. ”
6098 TBK’nın 513/1. maddesine göre, “Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.” 147/1-5. maddesine göre, vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Vekâlet sözleşmesinde ifa zamanı TBK madde 90’na göre, “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.” Başka bir deyişle vekâlet sözleşmesinde taraflar her hangi bir vade tarihi kararlaştırmamışlarsa vekâlet ücret alacağı ölüm ile muaccel hale gelir. Ancak taraflar belirli bir vade tarihi belirlemeleri halinde de alacak muaccel hale gelecek midir?
TBK madde 117/2’ye göre, borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle temerrüt oluşur. Temerrüt, borçlunun ifa zamanını belirlediği gibi alacaklının da alacağını isteme zamanını belirler.
Taraflarca imzalanan vekâlet sözleşmesinde, “vekâlet ücreti davanın iş sahipleri lehine olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi halinde tahakkuk edecektir ve ödenecektir” denildiğinden avukatın ücretinin ödenmesi hem başarı şartına hem de vadeye bağlanmıştır. Ücret alacağı ancak bu şartların gerçekleşmesi halinde doğacak ve istenebilecektir.
Mahkeme kararının lehe olarak kesinleşmesi halinde avukat ücrete hak kazanacaktır. Bu tarihten önce ücretin istenmesi halinde muacceliyet şartı gerçekleşmemiş olur. Başka deyişle alacak henüz doğmayacaktır. Zamanaşımı ise muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar. Avukat hayatta olsaydı ve erken dava açsaydı alacağın henüz doğmadığı ve muaccel olmadığı itirazı ile karşılaşacak ve davası usulden ret olacaktı. Vadeye ve şarta bağlanmış bir borç vekilin ölümü ile muaccel hale gelmez. Vade geçerliliğini devam ettirir. Aksi halde vadeye bağlanmış tüm borçlar tarafın ölümü ile muaccel hale gelirdi.
Somut olayda, yerel mahkeme tarafından lehe olarak 26.11.2014 tarihinde karar verilmiş, karar 19.1.2015 tarihinde temyiz edilmiş, muris avukat 23.9.2015 tarihinde vefat etmiştir. Mahkeme kararı ise 7.12.2017 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Vekâlet ücret alacağı bu tarihte doğmuş ve istenebilir hale gelmiştir. Dava lehe sonuçlanmamış olsa idi alacak hiç doğmayacaktı. Zamanaşımı, TBK madde 147 uyarınca davanın kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl olması nedeniyle 7.12.2022 tarihinde dolacaktır. Davacı taraf 01.12.2022 tarihinde arabuluculuk sürecini başlatmış olduğundan alacak zamanaşımına uğramamıştır.
Muris avukat davayı kazanmış ve dava temyiz aşamasında iken vefat etmiştir. Vekâlet ücret alacağı, davanın iş sahipleri lehine olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi halinde tahakkuk edeceği kararlaştırıldığından zaman aşımının da bu tarihten itibaren hesaplanması ve Mahkemece işin esasına girilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3995, K. 2025/5203, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama