KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/4265 E., 2025/5024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1373 E., 2024/2842 K.
- İlk derece mahkemesi
- Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/85 E., 2024/47 K.
Karar Metni
952 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... .. ile davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalıya ait dava konusu taşınmazın 1.850.000 USD karşılığında satışı konusunda yapılan anlaşma neticesinde müvekkili tarafından 500.000 USD ödeme yapıldığını, akabinde satışın iptal edilmesi üzerine davalıya ödenen 500.000 USD'nin iadesi konusunda 02.07.2020 tarihli protokolün imzalandığını, davalının tahsil ettiği 500.000 USD'yi gayrimenkul satışı ile elde edeceği meblağ ile ödeyeceğini beyan ve kabul etmesine rağmen, bahsi geçen satışı yapmaktan kötüniyetli olarak kaçındığını, bu nedenle alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; şimdilik 260.000 USD üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan ön ödemeye rağmen bakiye bedeli ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu taşınmazın satışının gerçekleşmediğini, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının haklı bulunduğu kabul edilse bile talep edilebilecek miktarın taraflar arasındaki protokol gereği 3.500.000,00 TL olduğunu, davacının kötüniyetli olup protokol ile kararlaştırılan kira bedellerini almaya devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan 02.07.2020 tarihli adi yazılı sözleşme ile dava konusu taşınmazın satışı nedeniyle ödenen 500.000 USD'ın iadesi konusunda geciktirici koşula bağlı anlaşma yapıldığı, sözleşmenin adi yazılı düzenlendiği, taşınmaz satışında geçerli resmi şekil şartına uyulmadığından geçersiz olduğu,
geçersiz sözleşmeye istinaden tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile mükellef oldukları, sözleşme yapıldığı tarihten günümüze kadar yaklaşık üç yıl gibi bir süre geçtiği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, akde tahammül süresi uyarınca beklenen sürenin makul kabul edilemeyeceği gerekçesiyle;
taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 260.000 USD alacak üzerinden aynı koşullar ile kaldığı yerden devamına, 260.000,00 USD'nin takip tarihindeki kur olan 13,59 TL ile çarpılması ile bulunan 3.533.400,00 TL'nin %20'si olan 706.680,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının üzerine düşen bedel ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle taşınmazın satışının gerçekleşmediğini, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, taraflar arasında kurulan sözleşmenin niteliği gereği gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olduğunu, sözleşme gereği edimini ilk olarak yerine getirmesi gereken tarafın, taşınmaz vaat edilen davacı olduğunu, takas mahsup talebinin değerlendirilmediğini, protokol gereklerinin müvekkili tarafından yerine getirilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, evin satışının piyasa şartları ve pandemi nedeniyle geciktiğini,
yine protokol gereği davacının en fazla talep edebileceği miktarın 3.500.000,00 TL olduğunu, davacının kötüniyetli olup protokol gereği kararlaştırılan kira bedelini almaya devam ettiğini, bu nedenle müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, takibe konu alacak soyut ve tartışmalı olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, protokole dayalı alacağın tahsili nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Taraflar arasında imzalanan 02.07.2020 tarihli 'Protokol' başlıklı belgede; tarafların taşınmaz satışı ile ilgili yaptığı anlaşmanın feshi şartlarının düzenlediği, buna göre ödenen 500.000 USD'ın şarta bağlı olarak (davalı tarafından gayrimenkulün satışı ile birlikte) davacıya geri ödeneceği, satış işlemi gerçekleştiği tarihte USD kurunun 7,00 TL'nin üzerinde olması halinde ise davalının sadece 3.500.000,00 TL ödeme yapmakla yükümlü olacağı, davacının bu değerin üzerinde bir talepte bulunamayacağı, her halükarda iade edilecek tutarın 3.500.000,00 TL ile sınırlı olduğu kararlaştırılmıştır.
Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca, tarafların taşınmazın satışı nedeniyle ödenen satış bedelinin iadesine ilişkin imzaladıkları bu protokol geçerli olup, taraflar imzaladıkları bu protokol hükümleriyle bağlıdır.
Davacı tarafça 27.01.2022 tarihinde başlatılan takipte; 02.07.2020 tarihli protokol ile iadesi kararlaştırılan 500.000 USD'nin, fiili ödeme tarihindeki karşılığının işlemiş faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş, alacağın tamamına yapılan itiraz üzerine açılan işbu davada ise, şimdilik 260.000 USD üzerinden itirazın kısmi iptali istenilmiş olup, dava tarihi itibariyle USD kurunun 14,67 TL olduğu, harca esas değerin (dava değeri) ise 260.000 USD karşılığı olarak 2.531.000,00 TL gösterilerek bu bedel üzerinden harcın tamamlandığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; protokol gereği davalının 500.000 USD karşılığı ödeme yükümlülüğünün en fazla 3.500.000,00 TL ile sınırlandırılmış olduğu dikkate alınarak, taleple bağlılık ilkesi gereği ve itirazın kısmen iptalinin talep edildiği gözetilerek, dava değeri olan 2.531.000,00 TL üzerinden takibin iptaline ve bu miktar üzerinden icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü ile takibin 260.000 USD alacak üzerinden devamına ve bu tutarın takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4265, K. 2025/5024, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama