KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1212 E., 2025/5403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1822 E., 2025/70 K.
- İlk derece mahkemesi
- Akçakoca 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/386 E., 2024/321 K.
Karar Metni
914 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2015 yılında geçirdiği beyin kanaması nedeniyle kullandığı kortizonlu ilaçlardan dolayı eklem ağrıları çektiğini, yıllardır hastanelere gidip bu ağrıya bir çare bulmaya çalıştığını, gittiği doktorların yaşının genç olması nedeniyle ağrılar için ameliyat tedavisini uygun görmediğini, en sonunda davalı hastaneye gittiğinde ameliyat olması gerektiğinin kendisine söylendiğini ve aynı gün yatışı yapılarak ameliyat edildiğini, Yargıtay'ın emsal kararlarına göre aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin kusur belirlemesinde etkin rol oynamakta olduğunu, müvekkilinin, ameliyat sebebiyle daha ağır duruma geldiğini,
hastane yollarında bitkin düştüğünü, koltuk değneğine bağlı kalarak iş göremez duruma geldiğini, malullüğü dolayısıyla iş gücü kaybına uğradığını, bu durum kalıcı olduğundan ekonomik geleceği de yok olduğunu ileri sürerek. Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi raporlarıyla belirlenecek olan tutar kadar artırılmak üzere.
250,00 TL tedavi gideri, 250,00 TL kazanç kaybı, 250,00 TL çalışma gücü azalmasından/yitirilmesinden doğan kayıplar ve 250,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardan oluşan maddi tazminat. 200.000,00 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 24.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili; esasa karşı beyanda bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla yetki itirazında bulunduklarını, aksi halde davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davalıların kusuru olup olmadığının tespiti bakımından raporlar alınmış, bu kapsamda düzenlenen ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 20.09.2021 tarihli raporu ile alanında uzman akademik kariyere sahip olan öğretim üyelerinden kurulu üçlü bilirkişi heyetinin 17.07.2022 tarihli raporu ve 05.06.2023 tarihli ek raporu ayrı ayrı irdelendiğinde, olayımızda uygulanan cerrahi müdahale ve medikal tedavilerin tıp bilimi ve tekniklerine uygun olduğu,
davacıda ameliyat sonrası ortaya çıktığı tespit edilen şikayet ve bulguların, operasyon seçimi, operasyon tekniği, operasyonda kullanılan malzeme kalitesi ve seçiminden kaynaklanmadığı mevcut şikayet ve bulguların kalça protez uygulamaları sonrası beklenen bir komplikasyon olarak değerlendirilebileceği, davalıların teşhis ve tedavide gerekli özen ve dikkati göstermediği hususunda tıbbi delillerin bulunmadığı, olayda davacının var olan ağrı ve yakınmalara direkt bir etkisinin bulunmadığı, davalıların kusurlarının bulunmadığı,
teşhis ve tedavi gerekli özenin gösterildiği ameliyat sonrası hasta takibinin tıp kurallarına uygun şekilde yapıldığı ve tedavinin tıp bilimi açısından yeterli olduğu ve tıbbın gerek ve kurallarına göre davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunmadığı görüşünün bildirildiği,
dosya kapsamında yüksek mahkeme kararlarınca belirtilen ve rapor aldırılması gereken, gerek üniversite hastanesi alanında uzman doktorlarınca oluşturulan heyet gerek üçlü bilirkişi heyeti raporları tümüyle değerlendirildiğinde, birbirleri ile aynı doğrultuda oldukları, herhangi bir çelişki barındırmadıklarından hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulundukları kanaatine varılmakla, davalı doktorun dava konusu ameliyatlar sebebiyle tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, aydınlatılmış rıza dahilinde yapılan ameliyatlar neticesinde ortaya çıkan bir kısım olumsuzlukların ise komplikasyon niteliğinde olduğu,
davalılara yüklenilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesinde bildirdikleri üzere, müvekkilinin eklem ağrıları şikayeti ile gittiği sağlık kuruluşunda, kendisine gerekli tetkiklerin yapıldığı, kalça protezi ameliyatının zorunlu olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin de sağlık kuruluşuna ve doktora olan güveni ve iyileşeceği umudu ile ameliyat olmayı kabul ettiğini, ameliyat sonrasında ise ağrılarının artarak devam etmesi ve yürüme zorluğu ve bozukluğu çekmesi nedeniyle ameliyatı yapan doktora tekrar müracaat ettiğini, ancak bir sonuç alamadığını, sonrasında bir başka sağlık kuruluşuna müracaat ettiğinde, "ameliyat sonrası bir bacağının kısa kaldığını,
leğen kemiğinin karşılığına takılması gerekli aparatın takılmadığını, ameliyatın eksik yapıldığını, bu eksik parçadan dolayı her adım attığında takılan parçanın leğen kemiğini törpülülediğini, zamanla kemiğinin kırılmasına yol açacağını" öğrendiğini, müvekkilininin bir bacağının uzun kalmasının komplikasyon ile açıklanacak bir neden olmadığını, raporda komplikasyon nedenleri üzerinde durulmadığını, neden ileri geldiğinin de açıklanmadığını, müvekkilininin yaşadığı bu olayın her ameliyatta görülebilecek olası bir komplikasyon olmadığını, müvekkilinin bu ameliyatı geçirmeden önce doktor tarafından aydınlatılmadığını,
müvekkili ameliyat olduktan sonra bu sonuçla karşılaşma ihtimalini bilmediğini, hiç kimsenin ameliyattan sonra daha kötü olacağını bilerek ameliyat olmayı kabul etmeyeceğinin açık olduğunu, müvekkiline düşünmesi için makul bir süre verilmediğini, muayene olmaya gittiği gün hemen hastaneye yatırıldığını ve ertesi gün ameliyata alındığını, bu hususta Yargıtay'ın emsal kararlarına göre aydınlatma yükümlülüğünün yerine getiririlmemesinin kusur belirlemesinde etkin rol oynadığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekim hatasına dayalı maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve bilirkişi raporlrının tarafların itirazlarını karşılar, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, somut olayın özelliklerine göre; daha önce farklı ameliyatlar geçiren davacıya ameliyatın risklerini düşünmesi için makul sürenin verildiği, davacının ameliyat öncesi davalı hekim tarafından aydınlatıldığı,
davacı hastanın geçmişi, hastalığının seyri ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında davacıdan alınan aydınlatılmış onamın yeterli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1212, K. 2025/5403, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama