KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1332 E., 2025/5436 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/49 E., 2024/151 K.
Karar Metni
1.123 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıların murisi ...'ya vefatından evvel farklı zamanlarda toplam 12.500,00 TL borç verdiğini, bu borç karşılığında kendisine daire verileceğinin vaat edildiğini, davalıların murisinin vefatı nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini, vefatından önce çocuklarına bu konuda vasiyette bulunduğunu, ancak davalılar tarafından murise ödünç olarak verilen 12.500,00 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek; bu meblağın 1981 yılından itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, 29.04.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle;
murisin aldığı paraya karşılık taahhüt ettiği kendisine ait taşınmazdan gelen ... ... İlçesi 3 41... parsel sayılı taşınmazda tespit edilecek bölüme karşılık olan taşınmazın müvekkili adına tesciline, aksi halde ödeme günündeki değerine hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılardan bir kısmı, davacının iddiasını kabul etmişler, bir kısmı zamanaşımı nedeniyle davacının bu alacağı talep hakkının kalmadığını ve davacının alacak talebini de kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2014 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davalılar ..., ... ve ... açısından davanın zamanaşımı yönünden usulen reddine, 24.767,65 TL'nin diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.11.2017 tarihli ilamıyla; talep aşılarak karar verildiği gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 28.03.2018 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, davalılar ..., ... ve ... açısından davanın zamanaşımı yönünden usulen reddine, 12.500,00 TL'nin 1981 yılından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Dairenin 06.12.2021 tarihli ilamıyla; taraflarca inkar edilmeyen "Baba Vasiyeti" başlıklı tarihsiz belge ile davacıdan 12.500,00 TL para alındığı ve karşılığı olarak evdeki hakkının ödeneceğinin taahhüt edildiği, bu durumda taraflar arasındaki mevcut ödünç ilişkisinin taraf iradeleriyle satım sözleşmesine dönüştüğü, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılmadığı için hukuken geçersiz olduğu, tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebileceği, hukuken geçersiz olan bu sözleşme sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması,
satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması gerektiği, buna göre Mahkemece; davacının muhtelif tarihlerde ödünç olarak davalıların murisine ödünç olarak verdiği 12.500,00 TL'nin hangi tarihlerde ödendiği araştırılarak,
ödeme tarihleri itibariyle denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ifanın imkansız hale geldiği 16.01.1981 tarihindeki ulaştığı değeri, çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesi ve bu yöntemle belirlenecek miktarın, davalıların usuli kazanılmış hakları da gözetilerek, dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle.
Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; borcun 1969 yılında doğduğu, üzerinden yaklaşık olarak 45 yıl geçtiği, bu borcun sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi bir borç olduğu, davalıların zenginleşmesinin dava konusu paranın muris ...'nun uhdesine geçmesiyle gerçekleştiği, murisin uhdesine geçtiği an itibariyle davalılarında uhdesine geçtiği, davacının söz konusu parayı yaklaşık 45 yıl önce verdiği göz önünde bulundurulduğunda sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı süresi olan 10 yıllık sürenin dolduğu,
ancak talep edilmesi halinde kabul edenler yönünden geçerli bir borcun hukuki sonuçlarını doğurduğu, davalıların murisin borçlarından dolayı müteselsilen sorumlu oldukları ve açılan davada ihtiyari dava arkadaşı oldukları, bu nedenle her bir davalının iddia ve savunmalarını birbirlerinden bağımsız yapabilecekleri, zamanaşımı def'inin ise borcun aslını ortadan kaldırmayan ancak bu hakkın ileri sürülmesine engel olan kişisel bir itiraz olduğu, sadece bu def'iyi ileri süren dava arkadaşını etkileyeceği ve diğerlerine sirayet etmeyeceği gerekçesiyle, zamanaşımı def'ini davalılar .......... ve .... ileri sürdüğü,
Yargıtay bozma ilamı uyarınca alınan 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle; davalılar......... ve .... açısından davanın zamanaşımı yönünden usulden reddine, diğer davalılar ................. ve ... yönünden 568,01 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karara karşı; davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece 10.12.2014 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne, 24.767,65 TL'nin bir kısım davalıdan müteselsilen tahsiline karar verildiğini, bu kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden hükmün kesinleştiğini, ilk kararı temyiz etmeyen davalılar lehine maddi tazminat miktarının düşürüldüğünü, ıslah dilekçesinin dikkate alınmadığını, müvekkiline ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 3 41... Parsel sayılı taşınmazın verileceğinin taahhüt edildiğini, Mahkemece hükmedilen 568,00 TL ile kendisine taahhüt edilen taşınmazı alamayacağı, hatta hiçbir taşınmazı alamayacağını, müvekkiline taahhüt edilen taşınmazın güncel rayiç bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
1.Bir davada Mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usulü kazanılmış hakka ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değilse de gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında bu husus kabul edilmiştir.
Mahkemenin 10.12.2014 tarihli kararıyla; davacının davasının kısmen kabulüne, davalılar........... .......... ve ... yönünden 24.767,65 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline dair verilen karar, davalılardan ...., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi sonucu, (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.11.2017 tarihli ilamıyla, talep aşılarak karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur. Somut olayda, anılan karara yönelik temyiz talebinde bulunmayan diğer davalılar yönünden karar kesinleşerek davacı lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluşmuştur. Hal böyle olunca, bozma sonrası Mahkemece davacının usule ilişkin kazanılmış hakkını ihlal edecek şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2. Dosyanın incelenmesinde; bir kısım davalının yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Buna karşılık, Mahkemece vefat eden davalıların mirasçılarının karar başlığında gösterilmesine rağmen hüküm fıkrasında vefat eden davalılar yönünden de hüküm kurulduğu, bu durumun infazda tereddüt oluşturacağı anlaşılmakla bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
3. Bununla birlikte Dairenin 06.12.2021 tarihli bozma ilamında; hukuken geçersiz olan dava konusu sözleşme sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması gerektiği, buna göre Mahkemece; davacının muhtelif tarihlerde ödünç olarak davalıların murisine ödünç olarak verdiği 12.500,00 TL'nin hangi tarihlerde ödendiği araştırılarak,
ödeme tarihleri itibariyle denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ifanın imkansız hale geldiği 16.01.1981 tarihindeki ulaştığı değeri, çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği belirtilmiş olup,
bozma ilamına uyulduğu halde belirtilen şekilde hesaplama yapmayan 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporunun (12.500,00 TL'nin ifanın imkansız hale geldiği 16.01.1981 tarihinde ulaştığı değere dava tarihine tarihine kadar ayrıca faiz işletildiği) hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm verilmesi de usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1332, K. 2025/5436, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama