KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1731 E., 2025/2792 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/68 E., 2025/24 K.
Karar Metni
1.315 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin Almanya’da yaşadıklarını, tatil için Kuşadası’na geldiklerinde 15 yaşındaki kızları ...’nın 12.08.2009 tarihinde arabanın üstünden düşerek kafasını yaraladığını, davalıyı hastaneye götürdüklerinde küçüğün kafasına dikiş atıldığını, bunun haricinde bir probleminin bulunmadığı belirtilerek taburcu edildiğini, ancak devam eden süreçte iki saat sonrasında küçüğün fenalaştığını ve devlet hastanesine kaldırıldığını, burada küçüğe beyin kanaması teşhisi konularak hemen ameliyata alındığını ve yoğun bakım da dahil olmak üzere toplam 10 gün hastanede kaldığını,
sonrasında tedavisine Almanya’da devam ettiğini belirterek, davalı hastanece tedbirsiz davranılarak kontrol altında tutulması gerekirken taburcu edilmesi sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili yargılama sırasında verdiği 16.12.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 308.999,18 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı hastane vekili; hastanın nöroloji doktoru tarafından muayene edilip bir süre müşahade altında tutulması gerektiği belirtilmesine rağmen davacıların fiyatı yüksek bulduklarını, kendilerine bulantı, kusma vb. şikayetler olursa geri gelmelerinin söylendiğini, dolayısıyla kusurun davacılarda olduğunu, gerekli özenin gösterildiğini, bu hususta tutanak düzenlendiğini ancak hasta yakınlarının imzadan imtina ettiklerini savunarak davanın reddini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.05.2012 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (kapatılan) 13.Hukuk Dairesinin 16.05.2013 tarihli ilamıyla; hasta sahiplerine yatış önerilip de kabul edilmediğine dair tutanak, hasta muayene raporu ve kayıtlarda davacıların imzalarının bulunmadığı görülmekle Adli Tıp Kurumu ve Yüksek Sağlık Şurası raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı,
bu durumda Üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek ve gerekirse, davacıların kızları da muayene ettirilerek davalının hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbi gerek ve kurallara göre olayda doktor hatası bulunup bulunmadığı, doktorun seçilen tedavi yöntemi ve tedavi aşamalarında gerekli titizliği gösterip göstermediği,
uygulanması gereken tedavinin ne olması gerektiği, doktor tarafından uygulanan tedavinin ne olduğu hususlarını ayrıntılı ve gerekçeli açıklayan, dayanak ve gerekçesi gösterilmek, taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli düşünce içeren bir rapor alınması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 26.10.2017 tarihli, 2013/552 E., 2017/652 K. sayılı kararıyla; maddi zararın ispat edilemediği değerlendirilerek bu yönüyle davanın reddi gerektiği düşünülmüş, manevi tazminat yönüyle; davalı taraf ve sorumluluğundaki çalışanların kusurları, yaşanan süreçten manevi olarak olumsuz şekilde etkilenmeleri, yapılan hata sebebiyle çare bulmak umuduyla zorlu bir süreç geçirmeleri ve çaba sarfetmeleri, hastanın davacıların kızı olması ve anne-baba olarak yaşadıkları süreç sebebiyle maddi tazminata ilişkin talebin reddine, 5.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairece verilen 26.05.2021 tarihli ilamla; davacıların dilekçesinde talep ettiği maddi tazminat kalemlerinden doğan alacaklarının UYAP üzerinden gönderilen 25.10.2017 tarihli tercüme ettirilmiş belgeler de göz önüne alınarak araştırılıp, gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin 14.04.2022 tarihli, 2021/340 E., 2022/146 K. Sayılı kararıyla.
02.12.2021 tarihli duruşma (1) numaralı ara karar gereğince, davacılar vekiline 25.10.2017 tarihli dilekçe ekinde sunulan tercüme edilmiş evraklarda bahsi geçen tutarların, maddi zarar iddiası yönünden neye ilişkin olduklarına dair ayrıntılı beyanda bulunulması için kesin süre verilmesi üzerine davacılar vekili tarafından sunulan 03.01.2022 tarihli dilekçede, ara karar gereğinin yerine getirilmediği, dava dilekçesinde istenilmemesine rağmen iş gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı nedenler olarak bahsedilmiş, geçici iş göremezlik isteminin dava konusu olmadığı,
dilekçe ekinde sunulan belgelerden davalı hastaneye 521,06 TL ödemeye yapıldığı sabit olmakla, diğer sunulan belgelerin neye ilişkin oldukları belirli olmadığı ve davacılar tarafından da bu hususa dair ayrıntılı ve açıklayıcı beyanda bulunulmayarak somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, hal böyle olunca bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmeyerek,
dilekçe ekinde belirli olan hastaneye yapılan 521,06 TL ödemenin davalı hastanenin doktorlarının özen borcuna aykırılığından kaynaklı olarak davacılara iadesinin gerekeceği kanaatine varılmakla, davanın kısmen kabulü ile 521,06 TL maddi tazminatın, 5.000,00 TL manevi tazminatın 12.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5. Dairece verilen 19.12.2022 tarihli ilamla; bozma ilamında ‘mahkemece, davacıların dilekçesinde talep ettiği maddi tazminat kalemlerinden doğan alacaklarının UYAP üzerinden gönderilen 25.10.2017 tarihli tercüme ettirilmiş belgeler de göz önüne alınarak araştırılıp, gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi’ gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, mahkemece, davacıların somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmiş olması doğru bulunmayarak,
davacılar tarafından dosyaya sunulan yol ve tedavi giderleri istemlerine ilişkin olarak dava konusu olayla ilgili belgeler yönünden bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
6. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'nın geçirdiği kazadan sonra davalı hastane tarafından müşahade altına alındığı ve kafasına dikiş atıldığı, daha sonra taburcu edildiği, davalı hastanede çalışan hekimlerin müdahalelerinin kusurlu olduğu hususunun bozmadan önceki bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bozmadan önceki kararın bu rapora dayanak verildiği, Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde hekimlerin kusurunun bulunmadığı yönündeki iddia ile yapılan davalı temyiz isteminin reddine karar verildiği,
bu kapsamda hekimlerin kusurunun bulunduğu hususunun kesinleştiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın tedavi gideri, yol gideri ve iaşe gideri olarak 8.411,12 Euro ve 733,32 TL zararlarının bulunduğu belirlenmekle 8.411,12 Euro'nun dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı ile bu miktara raporda belirlenen 733,32 TL'nin ilave edilmesi ile davanın kısmen kabulü ile 19.155,36 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; 19.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda tedavi süreci ile ilişkili toplam tedavi gideri, yol gideri ve iaşe giderinin 8.411,12 Euro ve 733,32 TL olduğunun tespit edildiğini, döviz cinsinden ıslah yapılırken ıslah tarihi olan 16.12.2024 tarihindeki kura göre maddi tazminatın belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminatın düşük olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili; davacı tarafın ıslah ile talep ettiği alacak kalemlerinin zaman aşımına uğradığını, bilirkişi raporlarına göre davalı hastanenin kusurlu olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı hastane doktorlarının vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Kısmi dava ile davacı, Mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.
2.Somut olay değerlendirildiğinde; davacılar vekilinin dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla”, "şimdilik" şeklinde beyanda bulunarak 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, 16.12.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat talebini 308.999,18 TL'ye artırdığı, davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşı davalı hastane vekilinin süresinde zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmaktadır.
3. O halde, Mahkemece; davanın kısmi dava olduğu değerlendirilerek davalı hastane vekilinin davacılar vekilinin ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunduğu değerlendirilerek, öncelikle davalı hastane yönünden zamanaşımı hususunda bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Bozma nedenine göre, davalı hastane vekilinin sair ve davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1731, K. 2025/2792, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama