KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1786 E., 2025/5506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1975 E., 2025/100 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara Batı 2. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/655 E., 2024/179 K.
Karar Metni
1.387 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili. 17477 ada ... 2. ... (... Konutlar) Toplu Yapısı içinde toplamda 4 adet blok olduğunu, internet hizmeti dağıtımının yapılabilmesi amacıyla 2008 yılında ... İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından söz konusu ada içerisine 4 adet kabin yerleştirildiğini, Mayıs 2009 tarihinde sözleşmenin yapıldığı şirketin, davalı Şirket ile birleşerek ...
A.Ş. altında hizmet vermeye devam ettiğini, söz konusu kabinlerin kullandığı elektrik enerjisi için ayrı bir abonelik oluşturulması gerekirken oluşturulmadığı ve elektriğin ada içinde bulunan bloklara ait elektrik sayacından kullanıldığının tespit edildiğini, kullanılan elektriğin adaya ait elektrik sayacından faturalandırılıyor olması nedeniyle bedelinin ada yönetimi tarafından ödendiği,
bu duruma son vermeleri gerektiğinin davalıya iletildiğini ancak olumlu bir sonuca ulaşılamadığını, davalı Şirketin adaya ait abonelik üzerinden kullandığı elektriği müvekkilinden izinsiz olarak kullanmaya devam ettiğini, Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/13 Değişik İş sayılı dosyasından tespit yapıldığını, alınan bilirkişi raporu ile kabinetler için davalının ayrı bir elektrik aboneliği oluşturmadığını, ihtiyacı olan elektriği davacı adada bulunan bloklarda bulunan ve ortak kullanım alanlarının elektriğini sağlayan sayaçlardan sağladıklarının,
bahsi geçen 4 adet kabinetin yıllık bazda tükettikleri toplam enerji miktarının 5.551,2 kWh olduğunun belirlendiğini ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada, dava tarihinden geriye dönük olarak 10 yıl içinde davalı Şirket tarafından kullanılan elektrik bedellerine karşılık olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL elektrik tüketim bedelinin (KDV, Vergi ve Fonlar, Elk Dağıtım Bedeli, Kayıp Kaçak Bedelleri vs. gibi eklentiler dahil olmak üzere) bedellerin ödendiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,
4 adet blok içine davalı Şirket tarafından kurulmuş 4 adet kabinetin elektriğinin kullanılması yönünde müvekkiline ait elektrik sayaçları ve tesisata yapılan müdahalenin menini talep etmiş, 07.04.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini 22.604,44 TL tüketim bedeli ve 7.411,47 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.015,91 TL'ye çıkartarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 30.015,91 TL'nin davalıdan faiziyle birlikte tahsilini ve istemiştir.
II. CEVAP
Davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiş, verdiği beyan dilekçesinde ise; davacı tarafın işbu davayı açmaya yetkisinin olmadığını, davaya konu sistemlerin site yönetimi ile yapılan protokole istinaden kurulduğunu, protokolünün (5.4) maddesinde, sitenin altyapı hizmeti sebebiyle tesis edilecek şebeke için protokol süresince herhangi bir geçiş hakkı, yer kirası, kullanım hakkı, işgal bedeli, kira bedeli vb. isimler altında herhangi bir ücret talebinde bulunamayacağının hüküm altına alındığını, elektrik bedelinin de buna dahil olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekilinin zamanaşımı itirazının ve aktif husumet yokluğuna dair itirazının reddine karar verildiği, taraflar arasında 05.04.2008 tarihli "...
İletişim Altyapı Kurma ve İşletme Protokolü"nün düzenlendiği, protokol kapsamında kat maliklerine internet hizmeti verilmek üzere binalara 4 adet kabinet kurulduğu, kabinetlerin elektrik ihtiyacınının site yönetimine ait elektrik sayacından geçen elektrikten karşılandığı hususunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, alınan bilirkişi raporunda toplam elektrik tüketim bedelinin 22.604,44 TL, yıllar itibarıyla tüketim bedelleri dikkate alınarak hesaplanan kanuni faizin ise 7.411,47 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunun birbirini tamamladığı, denetime elverişli ve gerekçeli olduğu,
değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporu ile arasındaki çelişkileri giderir ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan hükme esas alınması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre; davalının kabinetlerin elektrik tüketimi ile ilgili tüketiciyi aydınlatıcı bir bilgilendirmesinin olmadığı, protokolün (5.4.) maddesinde de elektrik tüketim bedellerin talep edilemeyeceğinden açıkça anlaşılır bir şekilde bahsedilmediği, dolayısıyla davalının davacı site yönetimine ait elektriği kullanmasına devam etmesinde haklı bir neden olmadığı,
dava tarihinden geriye doğru 10 yıl boyunca davalıya ait kabinetlerin kullandığı elektrik nedeniyle fazla geldiği tespit edilen elektrik tüketim bedellerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava tarihinden geriye dönük olarak 10 yıl içinde davalı tarafından kullanılan elektrik tüketim bedeli olan 30.015,91 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalının alınarak davacıya ödenmesine, Şehit ... ... Mah. 62. Sok.
17477 Ada ... .../... adresinde bulunan 4 Blok içinde kurulan 4 adet kabinetler aracılığı ile davacı site yöneticiliğine ait elektriğin kullanılması yönünde davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyet raporlarının hüküm kurmaya ve istinaf denetimine elverişli bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı sitenin altyapının varlığından sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren haberdar olunduğunu, taleplerin sebepsiz zenginleşme kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili Şirketin yatırımlarını bedel talep etmeden gerçekleştirdiğini, söz konusu sistemlerin davacı site yönetimi ile yapılmış olan protokole istinaden kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan altyapı kurma ve işletme protokolünün (5.4) maddesinde,
davacı sitenin altyapı hizmeti sebebi ile kurulacak şebeke için protokol süresince herhangi bir isim altında ücret talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığını, Mahkemece protokol maddelerinin yeterince irdelenmediğini, bilirkişi raporlarının sadece hüküm kurmaya elverişli olduğu ifade edilip yeterince gerekçelendirme yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı ve hukuka aykırı tespitler sonucunda fahiş hesaplamalar yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında akdedilen sözleşmenin kamu hizmetinin varlığını ortaya koymak amacıyla tanzim edildiğini,
davacı tarafın sözleşmenin diğer tarafı olarak tacir olmadığı gözetildiğinde avans faizi oranı esas alınarak hesaplama yapılmasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı site yönetiminin kontrol ve yönetimi altında bulunan alanlarda davalı tarafından kurulan internet altyapı sisteminin elektrik faturası nedeniyle dava dışı elektrik idaresine yapılan ödemenin davalıdan tahsili ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, özellikle "... İletişim Altyapısı Kurma ve İşletme Protokolü" başlıklı protokolün (5.4) maddesinde; elektrik tüketim bedellerinin davalı Şirketten talep edilemeyeceğinin hüküm altına alınmamasına, davalının davacı site yönetimine ait elektriği kullanmasına devam etmesinde haklı bir neden olmamasına ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl alacak yönünden yapılan hesaplamanın yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; toplam elektrik tüketim bedeli 22.604,44 TL, kanuni faiz ise 7.411,47 TL olarak hesaplanmıştır. Faiz hesaplamasında ise; 31 Aralık dönem sonu kabul edilerek, dönem sonlarından dava tarihine kadar her bir yıl için ödenen toplam bedeller üzerinden kademeli olarak yıllık %9 kanuni faiz oranı baz alınarak, 2020 Ocak ve Şubat ayları için ise dönem sonu olarak ayın son günü dikkate alınarak faiz hesabı yapıldığı anlaşılmıştır.
Bir alacağa faiz yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun bir ihtar ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi zorunludur. Bu husus 6098 sayılı Türk Boçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117. maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121 maddesinin son fıkrası gereğince, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemez. Anılan düzenlemeye konu faize faiz yasağı kamu düzenine ilişkindir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.2023 tarihli ve 2022/3/507 E., 2023/225 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.)
Somut olayda; dava tarihinden geriye dönük olarak 10 yıl içinde davalı Şirket tarafından kullanılan elektrik bedeli toplamı 30.015,91 TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; anapara (22.604,44 TL) ve Aralık dönem sonu kabul edilerek, dönem sonlarından dava tarihine kadar her bir yıl için ödenen toplam bedeller üzerinden kademeli olarak hesaplanan yıllık %9 kanuni faizin (7.411,47 TL) toplamı olan 30.015,91 TL'ye dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş olup, hükmedilen alacak ana para ve işlemiş faiz toplamıdır.
Buna göre İlk Derece Mahkemesince; 22.064,44 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, 6098 sayılı Kanunun 121. maddesinin son fıkrası hükmüne aykırı olarak faize faiz yürütülmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi, dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanağın davalı tarafın temerrüde düştüğünün kabulü için yeterli olmadığı, davacı tarafça dava tarihinden önce davalıdan talepte bulunulduğuna ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1786, K. 2025/5506, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama