KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/2311 E., 2025/5585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1289 E., 2025/434 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/41 E., 2023/652 K.
Karar Metni
2.146 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, böbrek hastası olan kardeşi ...... böbreğini vermek için ocak ayında davalı ... işletmeciliğinin ... ... Şubesine başvuru yaptığını, bunun üzerine müvekkili ve kardeşinin 14.01.2019 tarihinde ... ... ...
Hastanesinde ameliyat olduklarını ve böbrek nakli gerçekleştiğini, 18.01.2019 tarihinde müvekkilinin taburcu edildiğini, ancak müvekkilinin hastaneden taburcu olduktan 1 gün sonra 19.01.2019 tarihinde büyük abdestini yapamama, mide bulantısı ve gaz çıkaramama şikâyetlerinin baş gösterdiğini, 20.01.2019 tarihinde ise bu şikâyetlerin artık dayanılmaz boyuta ulaşması sebebiyle tekrar 20.01.2019 tarihinde davalı şirkete ait ... ... hastanenin acil servisine ikindi vakti saat 16:00 sıralarında geldiğini ve acil serviste görevli doktora şikâyetlerini ve yapılan işlemleri söylediğini,
acil serviste müvekkilin ultrasonu çekildiğini ve lağman yapıldığını, kısmen rahatladığını ancak müvekkilinin hastaneden çıktıktan yaklaşık olarak 8 saat sonra 21.01.2019 tarihi gece yarısı 00:00 sıralarında tekrar aynı şikayetlerinin dayanılmaz bir hal alması sebebiyle davalı şirkete ait ... ...
Hastanesinin acil servisine geldiğini, genel cerrah tarafından müvekkilinin yatışı yapıldığını ve yeniden lağman uygulandığını, doktorlar tarafından müvekkiline bütün sorunların giderildiğinin 1 gün sonra söylendiğini ve hatta memleketi olan ...’nın ... ilçesine dönebileceğinin kendisine bildirildiğini, müvekkilinin de 25.01.2019 tarihinde ...’ya gittiğini, 26.01.2019 tarihinde müvekkilinin, yaşadığı ... ilçesindeki Devlet Hastanesinin acil servisine gittiğini, burada da müvekkiline lağman yapıldığını, serum bağlanıp ağrı kesici yapılarak tekrar taburcu edildiğini,
ancak müvekkilinin aynı gün bu kez aşırı derece de önceki mide bulantısından daha şiddetli bir şekilde bulantı ve kusması başladığını, bunun üzerine müvekkilin ailesinin müvekkilini ... ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin acil servisine götürdüklerini, MR çekildiğini, MR sonucunda müvekkilin sol böbrek boşluğunda ameliyat malzemelerinden olan kataterin unutulduğunun öğrenildiğini, derhal müvekkilin yatışı yapılarak tedaviye başlandığını, davalı ... tarafından hemen ...’a gelmesi yönündeki ısrarlar üzerine müvekkilinin korktuğunu ve bulunduğu hastaneden tedavi olmak istemediğine dair dilekçe bırakarak tekrar 27.01.2019 tarihinde ... ...
Hastanesine gittiğini ve oradan sabahleyin uçakla ...’a götürüldüğünü ve ameliyat olduğu ... Hastanesine geldiğini, aynı gün Prof.
Dr. ... tarafından ameliyat edildiğini, ancak ameliyat esnasında unutulan kataterden müvekkiline hiç bahsedilmeden sadece bağırsak düğümlenmesi teşhisi sebebiyle böyle bir operasyonun yapıldığının bildirildiğini, müvekkilinin 3 gün boyunca hiçbir şey yiyip içemediğini, tarifi imkânsız ağrılar çektiğini ileri sürerek; şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın 14.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının ... ... ... hastanesinde ameliyat olduğunu iddia ettiği ancak davalıyı ...
Şubesi olarak gösterdiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili hastanenin iddia edilen hususlara ilişkin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tıbbi anlamda yapılması gereken tüm yükümlülüklerin zamanında ve eksiksiz yerine getirildiğini, iddia edildiği gibi sol böbrek boşluğunda kateter unutulmadığını, bu durumun epikriz raporları ile sabit olduğunu, davacının ikinci kez ameliyata alınmasının gerçek sebebinin bağırsak tıkanıklığı olduğunu, yapılan ameliyatla bağırsak tıkanıklığının giderildiğini, alınacak rapor ile bu durumun ortaya çıkacağını,
yapılan ikinci ameliyatın sebebinin ilk ameliyat sonucunda meydana gelen olağan bir komplikasyon olduğun savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli kararıyla; raporda, davacının sol nefrektomi loju içerisinde katater olduğu, bu nedenle şahsın ameliyatında dikkatsizlik ve tedbirsizlik kusurlarının bulunduğu, 27.01.2019 tarihinde yapılan ameliyatın karın içinde katater unutulmasına bağlı yaşadığı şikayetleri gidermek ve katateri karın içerisinden çıkarmak amacıyla yapıldığının bildirildiği, keza Adli Tıp Raporu ile de katater unutulduğunun kabul edilmekle birlikte dren parçasının uç kısmının koptuğunun, ameliyat sonucu çıkartılmasına rağmen bu durumun ameliyat notlarına yazılmadığı gibi davalı tarafça inkar edildiğinin belirlendiği,
zira davacının şikayetleri ameliyat sonrası 20.01.2019 tarihinde başladığı, davacı tarafından davalı hastaneye 20.01.20 19... .01.2019 tarihinde başvuru yapıldığı, 21.01.2019 tarihli başvuru neticesi hastaneye yatışı yapılarak 24.01.2019 tarihinde taburcu edilmesine rağmen davalı hastanede gerekli tetkiklerin özen ve dikkat çerçevesinde yapılmadığı için gerek bağırsak tıkanıklığı rahatsızlığı ve gerekse de katater veya 4-5 cm'lik dren parçası bulunduğunun tespit edilemediği, davacının karnında katater veya dren parçası olduğunun ... ...
Tıp Fakültesinde tespit edilmesi üzerine davalı ... tarafından davacının hastaneye getirtilmek suretiyle 27.01.2019 tarihinde hem bağırsak tıkanıklığı rahatsızlığı hem de dren parçasının çıkartılması yönünden ameliyat yapıldığı ancak hal böyleyken dren parçası ameliyat notuna yazılmayarak bir şekilde bu durumun gizlenmiş olup, davalı ... tarafından da davacının karnında dren parçası veya katater bulunduğu ve bunun çıkartıldığı kabul edilmediği, bu durumun dahi davalı tarafın kusurunu oluşturmakta olup hastanelerin en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, dolayısıyla davalı ... tarafından yapılan hizmetin ayıplı olduğu kanaatine varıldığı,
hizmetin ayıplı olması nedeniyle davacıya ikinci bir ameliyat yapıldığı da dikkate alındığında, davacının dikiş sayısının arttığı ve 3 ay süreyle geçici iş görememezlik durumuna düştüğü, 1 ay bakıcı bakım ve yardımına muhtaç kaldığı, ayrıca sırf böbrek ameliyatı için ...'dan ...'a gittiği ve ameliyat sonrasında ikamet ettiği ...'nın ... ilçesine geri döndüğü, yukarıda belirtilen rahatsızlıkların devam etmesi üzerine hastane hastane gezmek zorunda kaldığı, en son ...
Tıp Fakültesinde yapılan teşhis üzerine ameliyat bölgesinde katater parçası unutulduğunun tespit edilmesi ve bu durumun davalı hastanenin ... şubesine bildirilmesi üzerine ameliyat olduğu hastane yetkililerinin davacıya acele ...'a gelmesini istemesi olayın ciddi bir hal aldığını ortaya koyduğu, davacının bu ameliyat nedeniyle tüm bu sıkıntıları çekmesinin sebebinin davalı ... tarafından verilen hizmetin ayıplı olmasının olduğu,
alınan aktüer bilirkişi raporuyla davacının 3 aylık geçici iş göremezlik zararının 6.177,72 TL, adli tıp uzmanı tarafından davacının 1 ay başkasının bakım ve yardımına ihtiyacı olduğu değerlendirmesi neticesinde 1 aylık bakıcı giderinin 2.558,40 TL olması karşısında toplam maddi zararının 8.736,12 TL olduğunun belirlendiği, verilen hizmetin ayıplı olması nedeniyle davacının bu maddi zararını davalı hastaneden talep edebileceği, manevi tazminat yönünden ise; olayın hastanede hizmet kusurunun olduğu, davacının bu ameliyat neticesinde 3 ay geçici iş görememezlik nedeniyle malul olduğu,
ayrıca 1 ay süreyle bakım ve yardıma muhtaç olduğu ve bedensel bütünlüğü zedelenen bir kimsenin duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde eldilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği, Medeni Kanun'un 4.maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, istek sahibinin toplumdaki yeri, kişiliği,
hassasiyet derecesi ve dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak takdiren 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın ıslah talebi dikkate alınarak kısmen kabul kısmen reddine, 8.736,12 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat ile ticari faiz isteğinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2022 tarihli kararıyla; hükme esas alınan raporun ATK raporuyla çelişkili olduğu ve bu çelişkinin giderilmediği, bu durumda ilk derece mahkemesince, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, genel cerrahi ve üroloji uzmanının da bulunduğu,
akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davacıların iddia ve itirazları ile davalıların savunmaları da karşılanmak suretiyle, davacıya 14.01.2019 tarihinde yapılan laparoskopik hand assisted sol donör nefrektomi ameliyatının endikasyon ve tekniği ile bu ameliyat sonrasında batına dren konulması işlemiyle batına konulan bu drenin batın içinde kalıp kalmadığı kalmış olması halinde fark edilememesinin bu tür işlemler sırasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olup olmadığı davacıya yapılan ilk ameliyat işlemi ve sonrasında yapılan davacıya müdahalelerde davalıya atfı kabil bir kusur bulunup
bulunmadığı konusunda, dosya içindeki raporlar arasındaki çelişki giderilerek açıklayıcı; taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi yerine eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin manevi tazminatın kısmen reddine dair istinaf isteminin bu aşamada incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf kararları doğrultusunda her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden ... Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden alınan kurul raporu ile; 14.01.2019 tarihinde yapılan laparoskopik hand assisted sol donör nefrektomi ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğunu, batın içerisinde ameliyat sonrasında batına koyulan
Jackson Pratt dren parçasının çıkarılırken kalmış olabileceği, bu durumun fark edilememesinin bu tür
işlemler sırasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olduğu, hastaya
yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu ve bu uygulamalann genel kabul gören uygulamalar olduğu,
bu komplikasyonun öğrenilmesinin ardından 27.01.2019 tarihinde kişiye yapılan laparotomik
ameliyatın komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, davacıya yapılan ilk ameliyat
işlemi ve sonrasında yapılan davacıya müdahalelerde davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığının belirlendiği, dolayısıyla davalı ... tarafından yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu ve davacıya yapılan müdahalelerde hastaneye veya hekimlere atfı kabil kusur bulunmadığı, davacının karnına yerleştirilen drenin çekilirken uç kısmının koparak batın içinde kalmış olmasının fark edilememesinin bu tür işlemler sırasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olduğu, kaldı ki; komplikasyonlar hususunda davacının aydınlatılmış olduğu,
dolayısıyla davalı tarafın özen yükümlülüğüne aykırı veya tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına aykırı hareketlerinin bulunduğunun kanıtlanamadığı ve bu nedenle de tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi'nin 26.01.2019 sevk, 30.01.2019 rapor tarihli radyoloji raporunda "Sol nefreftomi lojunda (içerisinde kateterin de uzandığı ancak kateterin de uzandığı, ancak kateterin medial ucunun sol renal arter orijininde sonlandığı görülmektedir.) " denildiğini, 24.11.2020 tarihli Adli Tıp Uzmanı Prof.
Dr. ... tarafından verilen raporda da "1-Davacıya davalı hastanede 14.01.2019 tarihinde yapılan ameliyatta karın içerisinde katater unutulduğu, bu durumun 26.01.2019 tarihinde NEÜ ... Tıp Fakültesi Hastanesinde çekilen abdomen BT sinin raporunda kayıtlı olduğu, bu nedenle şahsın ameliyatında dikkatsizlik ve tedbirsizlik kusurlarının bulunduğu" şeklinde rapor edildiğini, davalının dikkatsizlik ve tedbirsizlikten kusurunun bulunduğunu, ...
Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği tarafından 13.07.2023 tarihli bilirkişi raporu dayanak olmaktan yoksun olduğunu, vekilin gereken özeni göstermediğini, davacının karnında unutulan katater sebebiyle hastanenin sorumlu olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, doktor hatasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.
Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir.
Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder.
Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında batın içerisinde ameliyat sonrasında batına koyulan dren parçasının çıkarılırken kalmış olabileceği, bu durumun fark edilememesinin bu tür işlemler sırasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olduğu belirtilmiş ise de;
yaklaşık çapı 5 cm olan bir parçanın davacının karnında unutulmasının komplikasyon olarak değerlendirilemeyeceği, davacı davalı hastaneden 18.01.2019 tarihinde taburcu edildikten sonra 20.01.2019, 21.01.2019, 24.01.2019 tarihlerinde benzer şikayetlerle davalı hastaneye başvurmasına rağmen davacının karnında unutulan dren parçasının tespit edilmediği, davacının daha sonra başvurduğu üniversite hastanesince parçanın tespit edildiği,
davacının karnında unutulan parçanın çıkarılması için gerçekleştirilen davacıya 14.01.20 19... .01.2019 tarihli ameliyatları yapan genel cerrahi uzmanı hekim vekili tarafından sunulan dilekçede 27.01.2019 tarihinde davacıda mevcut olan bağırsak tıkanması durumu ile beraber aynı zamanda karın içerisinde bir plastik dren parçasının olduğunun da görüldüğünün belirtildiği ancak 27.01.2019 tarihli ameliyat notunda bu konu ile ilgili bir bilginin bulunmadığı dikkate alındığında davacının karınında dren parçası unutulması şeklindeki ihmali davranışın gizlendiği anlaşılmakla somut olayda en hafif kusurundan bile sorumlu olan ve gereken özen görevini
göstermeyen davalının kusurlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2311, K. 2025/5585, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama