KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/4307 E., 2025/5807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/263 E., 2025/250 K.
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı ile murisi .....'in, davalının .....
Mahallesindeki dairesinin ve .....'ki hisselerinin satımı konusunda 13.12.2004 tarihinde harici satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini ve bu sözleşmeye göre satış bedeli olan 250.000 USD'nin, muris tarafından davalıya ödendiğini, ancak murisin ani ölümü nedeniyle tapunun devredilemediğini davalıya ödenen paranın iadesi için 2009 yılında ihtarname çekildiğini, davalının cevabi ihtarname ile süre istediğini ancak yine ödeme yapmadığını, bunun üzerine yasal mirasçılardan müvekkilinin kardeşi ... tarafından davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu,
davalının 13.12.2004 tarihli sözleşmedeki imza ile cevabi ihtarnamedeki imzaya itiraz ettiğini, alacak davası açacaklarını öğrenen davalının alacağı sürüncemede bırakmak üzere Savcılığa suç duyurusunda bulunarak imzaların tarafına ait olmadığını beyan ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8.000,00 TL alacağın davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının kardeşi olan ....'un ilk olarak 2009 yılında içerisinde hiçbir evrak bulunmayan iadeli taahhütlü posta gönderdiğini, göndericinin ve ne istediğinin tespit edilemediğini, ancak bir süre sonra müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, icra takibine 13.12.2004 tarihli sözleşmenin ve sahte olarak müvekkili ağzından düzenlenen 12.02.2009 tarihli cevabi ihtarnamenin sunulduğunu, müvekkilinin....'e bir taşınmaz veya şirket hissesi satmayı vaad etmediğini veya bu maksatla para almadığını, kendisini hiç tanımadığını, bu hususlarda satış vaadi sözleşmesi de tanzim etmediğini,
muristen para almadığı gibi müvekkili adına tanzim edilen sahte cevabi ihtarda ileri sürüldüğü gibi boşaltması gereken bir taşınmazın da olmadığını, bu manaya gelecek her türlü belgenin sahte olarak tanzim edilmiş olduğunu, icra dosyasına fotokopisi sunulan 12.02.2009 tarihli müvekkili adına düzenlenen cevabi ihtarnamenin de sahte olarak tanzim edilmiş olduğunu, şikayet üzerine belge aslının savcılık dosyasında incelemeye alındığını, imzanın taklit mi edildiği yoksa gerçek bir imzanın bir vesile ile elde edilerek bu evraka monte mi edildiği hususunun inceleme sonucu ortaya çıkacağını,
aslı esası olmayan bu alacak iddiasının gerçekte var olsa bile alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 01.02.2011 tarihli kararıyla; davacının murisi ile davalı arasında 13.12.2004 tarihli satış vaadi ve alındı makbuzu başlıklı sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmediğinden geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye göre oluşan kazanımların ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümleneceği, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacakların öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl, herhalde 10 yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu sözleşmeden doğan alacağın geri iadesi için davalıya 19.01.2009 tarihinde ihtarname çekildiği, dolayısıyla öğrenme tarihinin bu ihtarname tarihi olduğu, davanın da 01.02.2010'da açıldığı,
1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 10.10.2012 tarihli ilamla; sözleşme geçersiz de olsa taraflar arasında gayrimenkulün satım konusunda akti ilişki bulunması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre zamanaşımı süresi sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 10 yıl olduğu, davacının murisi ile davalı arasında yapılan harici gayrimenkul satım vadine ilişkin geçersiz sözleşme 13.12.2004 tarihinde yapılmış olup, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; imza incelemesi sonucu belge üzerindeki yazı ve imzaların davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının alındı makbuzunda belirtilen tutarı davacının murisine veya mirasçılarına ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığı, davacının miras payının 3/16 oranında olduğu, bu durumda miras payına isabet eden bedelin 46.875 USD olacağı, dava tarihindeki kur esas alınarak yapılan hesaplamada davacının talebi 8.000,00 TL'nin, hissesine düşen 46.875 USD'den daha düşük bir bedel olduğu gerekçesiyle;
davanın kabulü ile 8.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla; Adli Tıp Kurumundan alınan raporda ıslak imzanın müvekkile ait olduğu tespit edilmişse de başka amaç için alınan ya da robot kol ile attırılan bu imzanın pratikte bir hükmü bulunmadığı, yargılama aşamasında aldırdıkları bilirkişi raporlarında satış vaadi sözleşmesi ve alındı makbuzu ile müvekkili adına düzenlenen sözde müvekkile ait olduğu bildirilen cevabi ihtarnamenin de davacı tarafça aynı yerde ve bilgisayarda tanzim ettirildiğinin ortaya çıktığını, ortada iki taraflı imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmede yalnız müvekkili adına atılı sahte bir imza mevcut olup davacının murisinin imzasının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma doğrultusunda inceleme yapıldığı, bozma ile birlikte karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturan durumların artık incelenmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın dosyaya sunduğu uzman görüşlerinin fotokopi belgeler üzerinden inceleme yapılarak oluşturulduğu, hükme esas alınan raporun ise evrak aslı üzerinde inceleme yapılarak düzenlendiği ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4307, K. 2025/5807, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama