İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/5290 K.2026/300

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100…

Esas2025/5290Karar2026/300Tarih22 Ocak 2026Okuma7 dk · 1.438 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2025/5290 E., 2026/300 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Ocak 2026
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/602 E., 2024/1606 K.
İlk derece mahkemesi
Tire 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2018/183 E., 2021/547 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.438 kelime·7 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır.

Bu durumda, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan davacının Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalının kardeş olduklarını, damızlık büyük baş hayvan çiftliği işletmek üzere aralarında adi ortaklık kurduklarını, adi ortaklıkta yarı yarıya hissedar olduklarını, büyük baş hayvanları ve çiftliğin kurulacağı taşınmazı yarı yarıya aldıklarını, ancak taşınmazı davalı adına tapuya kaydettirdiklerini, yarı hissenin müvekkili adına olduğuna dair 09.09.2009 tarihli taahhütname bulunduğunu, işletmeyi büyüttüklerini ve elde ettikleri kâr ile tarla, traktör, daire, minibüs, sağımhane, yem karma makinesi, süt tankları, traktöre bağlı zirai aletler, otomobil, arazi aldıklarını,

büyükbaş hayvan sayısını da 150 adete çıkardıklarını, bunların da buzağılarının olduğunu, tüm kayıtların davalı adına oluşturulduğunu, babalarından kalan taşınmazları ve traktörleri de ortaklık hesabına aldıklarını, davalının son dönemde hesap vermekten kaçındığını, satışı yapılan hayvanlar ile işletmedeki hayvanlardan elde edilen süt ve tüm gelirler hakkında hesap vermediği gibi ortaklığa ait değerleri davalı kendi nam ve hesabına mal almak suretiyle kaçırdığını, bunun üzerine müvekkilinin Mahkemede ortaklığa konu tüm işletme ve mal varlığını tespit ettirdiğini ileri sürerek;

adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, mümkünse ortaklığa konu tüm mal varlığının yarı yarıya ve aynen taksimi ile davacının ortaklık payının verilmesine, mümkün olmadığı takdirde satış sureti ile tasfiyesine, ortaklıktan bugüne kadar elde edilen kâr paylarının müvekkiline ödenmesine, tasfiye sonucunda ortaya çıkacak ve müvekkiline isabet edecek alacakların ve ortaklık hissesinin müvekkiline ödenmesi ile şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin kredi çekerek hayvancılık işine başladığını, davacı ile birlikte çalışmadığını, aralarında adi ortaklık bulunmadığını, davacının böbrek hastalığı nedeniyle malulen emekli olduğunu, aktif çalışmasının mümkün olmadığını, işletmede şu anda yaklaşık 120 büyükbaş hayvan bulunduğunu, bu hayvanlara eşi ile birlikte müvekkilinin baktığını, dava dilekçesinde bahsi geçen tüm mal varlıklarını kredi ile aldığını, işletmenin borca batık olduğunu, bir çok bankaya kredi borcunun bulunduğunu, davacı ile hisseli olan taşınmazları kiralamak suretiyle kullandığını, aralarındaki ilişkinin sadece kira ilişkisi olduğunu, davacının dava dilekçesinde sermaye koyduğundan bahsetmediğini, tanık dinletme isteğine muvafakat etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olduğu, tarafların kardeş oldukları, babalarının hayatta olduğu tarihten itibaren ortak olarak iş yaptıkları, önce kahve dükkanı işlettikleri, ardından hayvancılık yapmaya başladıkları, büyükbaş hayvan bakıp süt geliri elde ettikleri, kamu kurumlarından tarımsal destekler aldıkları, 2018 yılında davacının rahatsızlanmasından itibaren ortaklığın idari sorumluluğunun davalı tarafından yürütülmeye başlandığı,

davanın açıldığı tarihe kadar da davalının yönetici ortak olarak hareket edip ortaklığı yönettiği, davalının davacıyı 2018 yılı içinde ortaklıktan fiilen el çektirdiği, işletmenin gelirlerinden de mahrum bıraktığı, taraflar arasında anlaşmazlık yaşandığı tarihlerde ve dava tarihinde uzlaşılarak ortaklığın tasfiyesinin gerçekleştirtmemiş olduğu, davalı tarafça adi ortaklık ilişkisinin inkar edildiği, taraflar arasında her ne kadar yazılı adi ortaklık sözleşmesi bulunmasa da bu durumun adi ortaklığın mevcudiyetinin geçerlilik şartı olmayıp ispat şartı olduğu,

kardeş olan taraflar arasında bu konuda sözleşme yapılmamış olmasının ortaklık ilişkisi bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, yakınlık ve güven ilişkisi nedeniyle sözleşmenin yapılmamış olabileceği, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerden taraflar arasında uzun yıllar devam eden bir ortaklık ilişkisi bulunduğunun ve tarafların eşit hisseli ortak oldukları sonuç ve kanaatine varıldığı, yazılı bir sözleşme bulunmadığından tarafların ortaklığa verdikleri mal varlıklarının neler olduğu dosyadaki delil ve ispat durumuna göre değerlendirildiği,

dosya kapsamından tarafların kendi mal varlıklarıyla ortaklığa katıldıkları, işletme için alınan taşınmaz, büyükbaş hayvanlar, işletme için yapılan masraflar, işletmeden elde edilen gelirler ve desteklemelerin paylaşılması konusunda birlikte hareket ettikleri, bu konulardaki aktif ve pasifleri eşit hisseli olarak paylaştıkları ya da paylaşma konusunda anlaşarak ortaklık ilişkisini sürdürdükleri, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin emsal Yargıtay içtihatları ışığında önce yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan işletmenin aktif ve pasiflerine ilişkin tüm kayıtların dosyaya alındığı,

ardından işletmede yer alan mal varlığı değerleri ve ortaklığın devam ettiği dönemdeki dönemlik gelirleri ve giderlerinin tespit edildiği, davalı tarafça ortaklık ilişkisi inkar edildiğinden taraflara tasfiye memuru hususunda anlaşmaları konusunda süre verilmesine gerek görülmediği ve re'sen atanan tasfiye memuru tarafından sunulan 23.08.2021 tarihli raporda davacının adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklı toplam alacağının 1.795.222,57 TL olduğunun belirtildiği,

davacı tarafça ıslah dilekçesi sunulup eksik harcın da ikmal edildiği gerekçesiyle taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, 1.795.222,57 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kardeşler arasındaki adi ortaklık iddiası bakımından tanık dinletilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı, dinlenen davacı tanıklarının tamamının beyanlarında taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olduğunu, birlikte hayvancılık yaptıklarını, tüm köyün de bunu bu şekilde bildiğini beyan ettikleri, dosyaya tarafların 1/2 paydaş olduğu birtakım taşınmazlara dair belgelerin de sunulu olduğu, Mahkemece keşif yapılmak suretiyle ve taraflar arasındaki taşınmaz-hayvan ve sair tüm adi ortaklık malvarlığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı,

taraflar anlaşamadığından re'sen atanan tasfiye memuru eliyle adi ortaklığa tabi malvarlığı ve sunulu belgelere göre davacının talep edebileceği adi ortaklık tasfiye payının belirlendiği, dinlenen tüm tanıkların istikrarlı ve ayrıntılı beyanları ile tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu, hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, somut uyuşmazlık bakımından zamanaşımı ve hakdüşürücü sürenin de sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş;

karara karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; kararın gerekçesiz olduğunu, itirazlarının ve beyanlarının incelenmediğini, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkili ile davacı arasında adi ortaklığın bulunmadığını, taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesinin Mahkemece yapılması gerektiğini, ortaklığın son borç ve aktif durumlarının incelenmediğini, ortaklığın tasfiye anının yanlış değerlendirdiğini, ortaklık mallarının doğru tespit edilemediğini, davacıya alacağı ödendikten sonra üzerine kayıtlı ve ortaklık hesabına dahil edilen mal varlığını müvekkile tasfiye nedeniyle devretmesi ile ilgili hüküm kurulmadığını,

işletme aktif hesabına dahil edilen büyük baş hayvanlar ve diğer mal varlıkları ile ilgili de bu yönde eksik araştırma ve hüküm kurulduğunu, borçların eksik araştırıldığını, son karar tarihi itibariyle ödenmemiş 2 milyona yakın borcunun bulunduğunu, borca dair tüm evraklar dosyaya sunulduğu halde ortaklığın tasfiyesine borçların dahil edilmediğini, tasfiyenin usulüne uygun yapılmadığını, ortaklık mal varlığı olduğu iddia edilen mal varlıklarının davalıya ait olduğunu, davacının malülen emekli olduğunu, iş gücü anlamında çalışmadığını, davacı üzerine kayıtlı bir kısım mal varlığının ortaklık hesabına dahil edilmediğini,

bu konuda hiç araştırma yapılmadığını, ıslah edilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, müvekkilinin eşi ile birlikte hayvanlara baktığını, tanıklarının dinlenmediğini savunarak; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun ispat edilmesine ve hüküm kurmaya elverişli tasfiye raporu doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesi gereğince; hakim iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.

Somut olayda; davacı dava dilekçesi ile faiz talebinde bulunmamış, 16.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, faiz talebinde bulunmuştur. Bu itibarla, Mahkemece alacağa ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun 370/2 maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2. Temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Davalı vekilinin, faiz başlangıç tarihine ilişkin temyiz itirazının kabulü ile; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

4. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine "2- Ortaklık tüm aktif ve pasiflerinin hesaplanmasından sonra elde edilen bilanço hesabına göre tespit edilen 1.795.222,57 TL ortaklık alacağının 1.695.222,57 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının davalıya, temyiz harçlarının ise davacıya iadesine,

SONUÇ / HÜKÜM

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5290, K. 2026/300, 22 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5290
Karar No
2026/300
Tarih
22 Ocak 2026

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5292 K.2026/344
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5295 K.2026/345
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/5295 K.2026/365
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5297 K.2026/346
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5298 K.2026/347
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/5299 K.2026/348

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.