KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2009/29730 E., 2010/1174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2010
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma
Basit yaralama ve tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/08/2009 tarihli ve 2009/4513 soruşturma, 2009/1073 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun’un 174. maddesi gereğince iadesine dair ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/08/2009 tarihli ve 2009/534 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/09/2009 tarihli ve 2009/194 değişik ... sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 18.11.2009 gün ve 65222 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2009 gün ve 272064 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, mahkemece şüphelinin Cumhuriyet savcılığınca ifadesi alınmadığı, uzlaşma teklifinde bulunulmadığı, müştekinin eylemden dolayı dişini kaybetmesinin organ kaybı olup olmadığı hususunda rapor aldırılmadığı, şüpheliye ait nüfus ve sabıka kaydı çıkartılıp dosyaya eklenmediğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, soruşturma evresinde şüphelinin ifade verdiği, müştekinin uzlaşma isteminde bulunmaması karşısında şüpheliye uzlaşma önerisinde bulunmamasının bir sonuç doğurmayacağı, kovuşturma evresinde de uzlaşma yapılabileceği ve adli sicil kaydının temin edilebileceği, soruşturma sırasında ...
Devlet Hastanesinden verilen 21/07/2009 tarihli, 1614 sayılı derkenar yazılı raporun mahkemece yetersiz bulunması halinde, yargılama sırasında suçun vasıflandırmasının yapılabileceği dolayısıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2005 tarihli ve 2005/6961-9421 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 174/1. maddesinde sayılan iddianamenin iadesine ilişkin şartların bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/2. maddesinde öngörülen “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa.
Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca ... Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianamenin düzenlenmesine binaen, mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilebileceği dikkate alınmaksızın itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1.maddesinde; “Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170.maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir."
Aynı Yasanın 170/3.maddesinde; "Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanuni temsilcisi,
e)Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikayette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikayetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı, tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir.” hükümleri yer almaktadır.
CYY’nın 253/1. maddesi uyarınca “Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar.
b) Şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.”
CYY.nın 253/4-5 maddesinde ise “(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adli kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları anlatılır.” Hükümleri öngörülmüştür.
... 1. Sulh Ceza Mahkemesince CYY.nın 170. ve 174/1. maddesi uyarınca verilen iddianamenin iadesi kararının gerekçesi,
a- Şüphelinin C. Savcılığına çağrılmadan ve ifadesi alınmadan ve uzlaşmanın mahiyeti ile sonucu anlatılmadan, uzlaşma isteği sorulmadan;
b- Mağdurenin şüphelinin eşi olduğuna ilişkin aile nüfus kaydı getirtilmeden
c- Mağdurenin 8 nolu diş kaybının organ kaybı niteliğinde olup olmadığı Adli Tıp Kurumundan araştırılmadan kamu davasının açılmasına dayandırılmıştır.
Yasa koyucu, iddianamenin iadesine ilişkin düzenlemede, iade nedenleri açısından sayma yöntemini benimseyerek iade işlemlerini sınırlandırma iradesini açıkça ortaya koymuştur. Anılan yasa maddesinde öngörülen iade nedenleri arasında (b bendinde gösterilen aile nüfus kaydının getirtilmemesi) ve (c bendinde gösterilen mağdurun adli tıp raporunun alınmaması) bulunmamaktadır. Bunların suçun vasfını değiştirebileceği düşünülse bile, suçun işlendiğinin kesin olarak tespitine yarayan CYY.nın 174/1-b bendinde gösterildiği şekilde mutlak bir delil niteliği taşıdığından söz edilemez.
İddianamede resmi nikahlı eşe karşı işlendiği iddia olunan yaralama eylemi (TCY.nın 86/2-3) ve tehdit eylemi (106/1-1.cümle maddesi), CYY.nın 253/1.maddesinde belirtilen ve soruşturulması ve kovuşturulması uzlaşmaya tabi suçlar arasında sayılmamıştır. CYY’nın 174/1. maddesine göre uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usule göre, mahkeme tarafından yapılması, CYY.nın 254/1.maddesi gereğidir.
Buna göre eşe karşı yaralama eyleminin doktor raporu içeriği karşısında uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılmamaktadır ve suçun uzlaşmaya tabi olduğunun yargılama evresinde anlaşılması halinde, bu işlem mahkemece yaptırılacaktır.
Belirtilen nedenlerle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı kısmen hukuka aykırıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2009/29730, K. 2010/1174, 2 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama