KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2010/58 E., 2010/2680 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç(lar)
- Tehdit, hakaret, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, görevi yaptırmamak için direnme
- Hüküm(ler)
- Hükümlülük
- Tebliğnamedeki istek
- Bozma
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Tehdit suçunda kullanılan, ele geçirilemeyen, atışa elverişlilik yönünden nitelikleri belirlenemeyen tabanca nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken “mağdurların ve ...’in beyanlarında silaha yönelik ayrıntılı anlatım” olduğundan bahisle yazılı şekilde hükümlülük kararı verilmesi,
2- Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında mağdurlar ..., ... ve ...’i tehdit etmesi karşısında, tehdit suçu nedeniyle bir defa hükümlülük kararı verilip, 43/1 madde nedeniyle artırım yapılması gerekirken,...’e karşı eyleminin bir suç,... ...’e karşı eyleminin ayrı bir suç kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Görevlilere hakaret eyleminin karakolun hangi bölümünde gerçekleştiği ve aleniyet öğesinin ne surette oluştuğu açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçe ile cezada artırım yapılması,
4- Sanığın sabıka kaydında bulunan hükümlülüklerden hangisinin tekerrüre esas alındığının denetime olanak verecek şekilde hükümde gösterilmemesi,
5- Hükmün gerekçesinde “sanık hakkında 62. maddenin uygulanmasına takdiren imkan bulunmadığı” denilirken, hakaret, direnme ve tehdit suçlarında 62. madde uygulanarak, gerekçe ile uygulama arasında çelişki oluşturulması,
6- CMK 232/2-d maddesine aykırı olarak, sanığın tutuklandığı ve tahliye olduğu tarihler ile halen tutuklu olup olmadığının gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi,
Yasaya aykırı ve ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Görevi yaptırmamak için direnme suçlarını cezalandırmada gözetilen öncelikli yarar; idarenin işleyişinin, güvenliğinin ve saygınlığının korunmasıdır.
Devlete karşı işlenen suçlarda suç çokluğunu belirleyen unsur mağdurların sayısı değil, eylemin sayısıdır. Fail idare adına yerine getirilmesi istenilen bir görevi engellemek amacıyla eylemini icra ettiğinden (ve kastının buna yönelik olması nedeniyle) aynı eylemi oluşturan hareket sayısının fazla olması suçun birden fazla işlendiği anlamına gelmez. Yasa koyucu eğer bu suçun kamu görevlisinin kişiliğine yönelik bir suç oluşturduğu düşüncesinde olsaydı yaralama ve tehdit suçlarının nitelikli bir şekli olarak “Kişilere karşı işlenen suçlar” içerisinde düzenleme yoluna gidebilirdi. Bu suçlarda kamu görevlisi sadece görev icra eden bir süje olarak suçun konusunu oluşturmaktadır.
Maddede yazılı suçun Türk Ceza Kanununda düzenlendiği 4.kısım, 1.bölüm başlığında yer verilen ifadeler de bu suçun asıl mağdurunun kamu görevlilerinden ziyade kamu idaresi ve dolayısı ile devlet olduğunu göstermektedir. 265. Maddenin 2, 3 ve 4.fıkralarında çeşitli ağırlaştırıcı sebeplere yer verdiği ve 3.fıkrada direnmenin birden fazla kişi tarafından işlenmesini ağırlaştırıcı hal saydığı halde, mağdur sayısının çokluğunu ağırlaştırıcı bir unsur olarak düzenlememiştir.
Bu suçlarda zincirleme suç (Md-43) hükümlerinin uygulanabileceğinin kabulü 5237 Sayılı TCK.nun 7/1.maddesindeki “kanun’un suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” ve gene 2/3.maddesindeki “suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak şekilde geniş yorumlanamaz” yolundaki buyurucu hükümlerine de aykırılık oluşturacaktır.
5237 Sayılı yeni TCK- 265/1 maddesinde direnme suçlarıyla ilgili olarak hürriyeti bağlayıcı ceza 765 Sayılı TCK- 258/1 maddesinde yazılı cezadan üst haddi itibarıyla daha fazladır. (6 ay-2 yıl.
6 ay-3 yıl) Buna rağmen eğer kamu görevlilerinin çokluğu halinde verilen cezanın yetersiz kaldığı gibi bir düşünceden hareketle 43. maddenin uygulanması gerektiği düşüncesi hakim ise, bunun temel cezanın belirlenmesinde TCK-61 maddesi hükmü dikkate alınarak rahatlıkla doldurulabilmesi olanaklı ve hakkaniyete daha uygun olacaktır.Son olarak; gerek 765 Sayılı Yasanın yürürlük dönemi boyunca ve gerekse 5237 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 1.6.2005 tarihinden bugüne kadar Dairemizin yerleşik uygulamalarının hep bu yönde bulunması nedeniyle TCY.43/1.
Maddesinin uygulanması gerektiği yolundaki 2 nolu bozma görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2010/58, K. 2010/2680, 19 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama