KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2013/30540 E., 2013/29366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Tehdit
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede :
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; mahkemece yukarıda yapılan bu açıklamalara aykırı olarak, sanığın katılana parmak sallayarak söylediği kabul edilen “şikayetinden vazgeçeceksin vazgeçireceğim” biçimindeki sözlerinin objektif olarak korkutucu nitelikte olduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan...'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,25.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Taraflar arasında borç para alış-verişi nedeni ile düzenlenen senetlerden ötürü hukuki ihtilafa bağlı anlaşmazlık bulunduğu, katılan aleyhine yapılan icra takibi ile, sanık hakkında, katılanın şikayeti sebebi ile açılan tefecilik suçuna ilişkin ceza dosyasının sürmekte olduğu olay zamanı, taraflar bu konuları konuşup tartışırlarken, sanığın katılana işaret parmağı ile "davadan vazgeçeceksin, vazgeçireceğim" biçiminde söz söylemekten ibaret eylemi irdelendiğinde;
tarafların aynı köylü oldukları, katılanın da ifadelerinde sanığın herhangi bir tehdit sözü söylemediğini belirtmesi karşısında, salt yargılamaya konu sözlerin tek başına bir tehdit içermediği ve hayatın olağan akışına göre kişilerin huzur ve sükununu bozar nitelik arz etmediği, katılan tarafça verildiği sabit olan senetler nedeni ile yapılan hukuki takip sırasında, katılanın borcu ödediğini belirtip, senetlerin sanıkça haksız olarak elinde ututulduğundan bahisle onu Cumhuriyet Savcılığına tefecilik suçunu işlediği iddiası ile şikayet ettiği, ancak;
üzerindeki imza inkarı reddedilen ve borç ödendiği iddiası katılanca ispatlanmadığı sürece senetleri takibe koymada yasal bir engel bulunmadığı gözetildiğinde, sanığın, katılanla yaptığı konuşmalarda davadan vazgeçmesini istemesinin katılana veya bir yakınına yönelik haksız bir tehlike içermeyeceğinden mahkemece kanıtların takdirinde bir yanılgı olmadığı, beraat kararı yerinde bulunduğu görüşü ile sayın çoğunluğun sanığın mahkumiyetine ilişkin kararına katılmıyoruz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/30540, K. 2013/29366, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama