KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2013/9556 E., 2013/11155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2013
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
İmar kirliliğine neden olmak suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ve hak yoksunluklarının uygulanmasına dair, (ANTALYA) 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2009 tarihli ve 2008/262 esas, 2009/316 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18/02/2013 gün ve 22963 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında.
“Sanığın inşaat ruhsatı almadan kaçak inşaat yapmak seklinde kabul edilen eyleminden dolayı, mahkemece imara aykırılığın giderilmemiş olması göz önünde bulundurularak sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184/5. maddesinde yer alan "'Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer,
mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar." şeklindeki düzenlemeye göre, kişinin kararın kesinleşmesinden sonra kaçak inşaatı ruhsata uygun hale getirmesi hâlinde cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak olması karşısında, mahkemenin, anılan maddedeki özel etkin pişmanlık hükmünü dikkate alan gerekçeyle iki ayrı kurumun uygulama şartlanın birleştirerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay: İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davasında, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01/04/2009 tarihli kararı ile, erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 53. maddesi uyarınca güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına, sanığın hazine arazisine yapmış olduğu dava konusu yeri eski hale getirmediği ve kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle yasal şartlar oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın bu suç yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı
Mülkiyeti Hazineye ait olan yere ruhsatsız inşaat yapan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 53/4. maddesinde "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz" hükmü yer almaktadır,
İncelenen dosyada, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan erteli 10 ay hapis cezası verilmesine karşın, TCK’nın 53/4. maddesi hükmüne aykırı olarak, aynı maddenin 1. fıkrasında düzenlenen güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, Kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen Kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılması, yapılan açıklamalar ışığında olanaklı bulunmamaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/9556, K. 2013/11155, 11 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama