KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2014/39609 E., 2015/25378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2015
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Tehdit suçundan sanık ..., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1 ve 62/1 maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine ve 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına dair, ..Sulh Ceza Mahkemesinin 27/01/2014 tarihli ve 2013/368 esas, 2014/99 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/09/2014 gün ve 279383 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/4. maddesinde yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz" hükmüne aykırı olarak, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık .... hakkında yapılan yargılama sonucunda,... Sulh Ceza Mahkemesinin 27/01/2014 tarihli kararıyla, 5 ay hapis cezası verilerek cezasının ertelendiği, yoklukta verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen bu kararın infazı sırasında, erteli olan kısa süreli hapis cezasında TCK’nın 53. maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; sanık .... hakkında eşi ... ölümle tehdit ettiği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, sanığın eylemi sabit kabul edilerek, TCK’nın 106/1 ve 58. maddeleri uyarınca erteli 5 ay hapis cezası verildiği, yoklukta verilen bu kararın 03.04.2014 tarihinde sanığın eşi .. tebliğ edilerek, yasal süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunulmaması üzerine, kesinleştirme işlemi yapılarak infaza gönderildiği görülmektedir.
Ancak, 7201 sayılı Kanun’un 39. maddesinde; “Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre tebliğ yapılan şahsın, muhatapla arasında husumet bulunması halinde, bu kişi muhatapla birlikte oturuyor ve reşit olsa bile kendisine yapılan tebligat hukuken geçersiz niteliktedir.
Somut olayda, sanık hakkında eşe karşı tehdit suçundan dava açıldığı ve eylemi sabit kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, 7201 sayılı Kanun’un 39. maddesi uyarınca, sanığın yokluğunda eşine yapılan tebligatın hukuken geçersiz olduğu, bu çerçevede, kararın sanık .. usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/39609, K. 2015/25378, 26 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama