Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2017/19091 E. , 2017/24961 K. "İçtihat Metni" Basit tehdit suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanma
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2017/19091 E. , 2017/24961 K. "İçtihat Metni" Basit tehdit suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Alaçam Sulh Ceza Mahkemesinin 01/07/2011 tarihli ve 2010/302 esas, 2011/343 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, deneme süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/295 esas, 2017/19 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 19/09/2017 gün ve 94660652-105-55-6591-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 gün ve 2017/53809 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına ve mahkemenin kabulüne göre, müştekinin 2009 yılının Kasım ayının gayri muayyen bir gününde müştekiye karşı “ben istersem hanginiz olsa, geçimini dağıtırım” şeklinde sözler söylemek suretiyle basit tehdit suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2. cümlesi uyarınca söz konusu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu ve anılan Kanun’un 73. maddesi uyarınca şikayet süresinin fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay olduğu, müştekinin şikayetinin 21/05/2010 tarihinde gerçekleşmesine karşın suç tarihinin 2009 yılının Kasım ayının 21’inden önce olup olmadığı hususunda dosyada açıklık bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca eylemin 21-30 Kasım arasındaki bir zaman diliminde gerçekleştiğinin kabulünün de mümkün bulunmadığı nazara alındığında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Basit tehdit suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Alaçam Sulh Ceza Mahkemesinin 01/07/2011 tarihli ve 2010/302 esas, 2011/343 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, deneme süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/295 esas, 2017/19 sayılı kararının, "dosya kapsamına ve mahkemenin kabulüne göre, müştekinin 2009 yılının Kasım ayının gayri muayyen bir gününde müştekiye karşı “ben istersem hanginiz olsa, geçimini dağıtırım” şeklinde sözler söylemek suretiyle basit tehdit suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2. cümlesi uyarınca söz konusu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu ve anılan Kanun’un 73. maddesi uyarınca şikayet süresinin fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay olduğu, müştekinin şikayetinin 21/05/2010 tarihinde gerçekleşmesine karşın suç tarihinin 2009 yılının Kasım ayının 21’inden önce olup olmadığı hususunda dosyada açıklık bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca eylemin 21-30 Kasım arasındaki bir zaman diliminde gerçekleştiğinin kabulünün de mümkün bulunmadığı nazara alındığında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK'nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçundan sanık ... hakkında, katılan tarafından yapılan şikayetin süresinde olup olmadığının ve buna bağlı olarak sanık hakkında düşme kararı verilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: TCK'nın soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar kenar başlıklı 73. maddesi " (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. (7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. (8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.) "biçimindedir. TCK'nın 106/1. maddesinin ikinci cümlesinde malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. İncelenen dosyada; Katılan Bayram Saatci'nin 21.05.2010 tarihinde Alaçam Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek en son 2009 yılı kasım ayında iş dönüşünde eve giderken sanığın kendisini "ben istersem hanginizin olsa, geçimini dağıtırım" şeklinde kendisini tehdit ettiğini beyan ederek şikayetçi olduğu ve uzlaşmak istemediği, yapılan soruşturma üzerine 07.07.2010 tarihinde suç tarihi 2009 yılı kasım ayı gösterilerek sanık hakkında kamu davası açıldığı, yargılama sırasında suç tarihinin şüpheye yer vermeyecek biçimde tespitine dair herhangi bir araştırma yapılmadığı, katılanın ve tanıkların aşamalardaki beyanlarından da suç tarihinin kesin olarak tespit edilemediği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Katılan Bayram Saatci'nin kendisine karşı işlenilen suçu ve faili, suç tarihinde öğrendiğinde ve şikayet süresinin bu tarihten itibaren başlayacağında kuşku bulunmamaktadır. Katılanın, 21.05.2010 tarihinde sanık hakkında şikayetçi olduğu nazara alındığında, şikayetin süresinde yapıldığının kabul edilebilmesi için suç tarihinin 21.10.2009 tarihinden önce olmaması gerekmektedir. İncelemeye konu dosyada ise; suç tarihinin şüpheye yer vermeyecek biçimde tespitine dair herhangi bir incelemenin yapılmadığı ve bu nedenle de şikayetin süresinde olup olmadığının kesin olarak tespit edilemediği anlaşıldığından, bu yönden eksik inceleme sonucu, katılanın şikayetinin süresinde olup olmadığı tartışılıp belirlenmeden kurulan hükümlülük kararında isabet bulunmamaktadır. IV-Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Alaçam Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/295 esas, 2017/19 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.