İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Ceza Dairesi

YARGITAY · 4. CEZA DAİRESİ

İçtihat MetniKARAR

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2021/12600 K.2021/25412

Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini…

Esas2021/12600Karar2021/25412Tarih26 Ekim 2021Okuma11 dk · 2.237 kelime

KÜNYE

4. Ceza Dairesi 2021/12600 E., 2021/25412 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Ekim 2021
Mahkemesi
Ağır Ceza Mahkemesi
Suç
Çevrenin kasten kirletilmesi
Hükümler
Mahkumiyet, güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.237 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

I- Genel İlkeler

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56/1. maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 3/a maddesinde de benzer biçimde düzenlenmiştir.

Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür.

Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanunun 181 ilâ 184. maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.

Türk Ceza Kanununun 181. maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.

Fıkrada sözü edilen “ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık” hali; 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu, 3213 sayılı Maden Kanunu gibi kanunların, kapsadıkları alanlarla ilgili olarak “çevreyi kirletmeme” ilkesi gereğince çerçeve olarak benimsedikleri düzenlemelere dayanılarak oluşturulan yönetmeliklerde açıklanan ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecek olan, arıtma, depolama, imha etme, taşıma, koruma, alıcı ortama verme, uzaklaştırma gibi hususlar bakımından öngörülen yükümlülüklere aykırı davranmayı ifade etmektedir. “Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.

Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”

Yine aynı Kanunun “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.

Türk Ceza Kanununun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181/1, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182/1 ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddelerinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.

Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali TCK'nın 181. maddesinin 3. fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin 4. fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.

II – Yargılamaya Konu Olayda Uygulanacak Mevzuat ve Düzenleyici İşlemler

2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin (ı) ve (n) bentlerinde, denizler, içme ve kullanma suları (yapay ya da tabii göller, barajlar, akarsular, yer altı suları vs) ile içme ve kullanma suyu sağlama amacı dışındaki sular şeklinde üç grup su kaynağı belirlenmiş, tanker, gemi ve diğer deniz araçlarının kirletme faaliyetleri ayrıca düzenlenerek, sular her türlü kirlenmeye karşı koruma altına alınmıştır.

Öte yandan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8, 9, 11, 12, 15 ve 20. maddelerine dayanılarak “Ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin korunması ve en iyi bir biçimde kullanımının sağlanması için, su kirlenmesinin önlenmesini sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirmek üzere gerekli olan hukuki ve teknik esasları belirleme” amacıyla kabul edilmiştir.

Bu Yönetmeliğin 16 ilâ 21. maddelerinde içme ve kullanma suyu temin edilen yüzeysel sularla ilgili kirletme yasaklarına, 23. maddesinde denizlerle ilgili kirletme yasaklarına yer verilmiş, 25 ilâ 36. maddelerinde ise atıksuların boşaltım ilkeleri açıklanmıştır.

Yine Yönetmeliğin 6. maddesinde alıcı su ortamını kirleten en önemli kaynaklar ve etkenler dokuz bent halinde örnekleme yoluyla sayılmış, sınırlayıcı bir belirleme yapılmamıştır. Buna göre, fekal atıklar, organik atıklar, kimyasal atıklar, aşırı üretim artışına neden olan besin maddelerinin alıcı ortamın dengesini bozacak şekilde aşırı boşaltımı, atık ısı, radyoaktif atıklar, deniz dibinden taranan malzeme, çamur, çöp ve hafriyat artıklarının ve benzeri atıkların boşaltımı, gemilerden kaynaklanan petrol türevli katı ve sıvı atıklar (sintine suyu, kirli balast, slaç, slop, yağ ve benzeri atıklar), Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliğinin eklerinde belirtilen maddeler, örnekleme yoluyla sayılmış kirletici unsurlardır.

Yönetmeliğin “Tanımlar” kenar başlıklı 3. maddesinde alıcı ortam. “Atıksuların deşarj edildiği veya dolaylı olarak karıştığı göl, akarsu, kıyı ve deniz suları ile yeraltı suları gibi yakın veya uzak çevre” şeklinde tüm su kaynaklarını kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Aynı maddede atık.

“Her türlü üretim ve tüketim faaliyetleri sonunda, fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik özellikleriyle karıştıkları alıcı ortamların doğal bileşim ve özelliklerinin değişmesine yol açarak dolaylı veya doğrudan zararlara yol açabilen ve ortamın kullanım potansiyelini etkileyen katı, sıvı veya gaz halindeki maddelerle atık enerji”, atıksu ise “Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucunda kirlenmiş veya özellikleri kısmen veya tamamen değişmiş sular ile maden ocakları ve cevher hazırlama tesislerinden kaynaklanan sular ve yapılaşmış kaplamalı ve kaplamasız şehir bölgelerinden cadde,

otopark ve benzeri alanlardan yağışların yüzey veya yüzeyaltı akışa dönüşmesi sonucunda gelen sular” şeklinde tarif edilmiştir.

Suların korunması ile ilgili esasları düzenleyen Yönetmeliğin 4/j maddesinde belirtilen genel ilke, atıksuların arıtılmadan doğrudan alıcı ortama verilmemesidir. Keza Yönetmeliğin 16/a-b bentlerinde arıtılsa dahi atıksular ile her türlü atık ve artığın içme ve kullanma sularına deşarjına izin verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. 21. maddesinde de, içme ve kullanma suyu temini dışındaki amaçlarla yapılmış göllere, göletlere ve set çekmek suretiyle biriktirilmiş sulara arıtılmamış evsel ve endüstriyel nitelikli atıksuların verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Yine “Alıcı Ortama Doğrudan Boşaltım Esasları” kenar başlıklı 26. maddenin (d) bendinde ise “her türlü katı atık ve artıklarla, arıtma çamurları ve fosseptik çamurlarının alıcı su ortamlarına boşaltılması” yasaklanmıştır.

Burada önemle vurgulanması gereken husus şudur; Yönetmeliğin 21/1. maddesinde sözü edilen içme ve kullanma amacı dışındaki sulara deşarj izni, arıtılmış olma koşuluna bağlanmıştır. Atıksuyun arıtılmış su olduğunu kabul etmek için de, bunların Yönetmeliğin 31. maddesi ile ekinde 16 grup halinde belirlenerek tablolar halinde gösterilen sektör kapsamındaki tesis tipi için kabul edilen limit deşarj değerlerine uygun olması gerekir. Aksi durumda atıksuyun tam olarak arıtıldığından, içme ve kullanma amacı dışındaki sulara deşarj edilme koşulunu sağladığından bahsedilemez.

Özetle; içme ve kullanma sularına arıtılmış olsa dahi her türlü atık ve artığın deşarjı yasaklanmış, içme ve kullanma dışındaki sulara deşarj, arıtılmış olma koşuluna bağlanmış, atıksuyun arıtılmış olma ölçütü de, atıksuyun oluşum kaynağı dikkate alınarak Yönetmeliğin ekindeki sektörlere göre limit değerlerle ifade edilmiştir.

Görüleceği üzere; açıklanan mevzuatla, çevrenin kirletilmesinin önlenmesi amaçlanmış, kişilere, temiz, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı sağlanması hedeflenmiştir.

III - Yargılamaya Konu Olay

Denim Kumaşçılık San. ve Tic. A.Ş.'ne ait kumaş boyama ve terbiye işlerinin yapıldığı fabrikada suç tarihinde yapılan denetlemede, işletmenin arıtma tesisi çıkışından herhangi bir atıksu çıkışı olmadığı ve işletme faaliyeti sonucu atıksuların doğrudan alıcı ortama verildiğinin tespit edildiği, böylece fabrika müdürü olan sanık ... ve fabrika işletme ve makine bakım onarım şefi olan sanık ...'in kanunla belirlenen teknik usullere aykırı şekilde atıksuyu alıcı ortama vererek çevreyi kasten kirlettikleri iddiası ile dava açılmıştır.

Kırklareli Çevre ve Orman İl Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 02-03/09/2010 tarihli çevre denetim tutanağında işletmenin faaliyette olduğu ancak atıksu arıtma tesisi çıkışından herhangi bir atıksu çıkışı olmadığı, söz konusu işletme ile ... Boyahanesinin atıksularının birleştiği rogardan çıkış olduğu ve buradan numune alındığı belirtilmiştir.

Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 08/12/2010 tarihli olay yeri tespit tutanağında, arıtma tesisi çıkış bölümünde numune alma bölümünün bulunduğu, buradan çıkan tahliye borusunun toprak altından yaklaşık 900 metre ilerideki rogara bağlandığı, ... Boya isimli işletmenin tahliye borusunun da aynı rogarla birleştiği, Kırklareli Çevre ve Orman Müdürlüğü görevlilerinin tutanağından numunenin buradan alındığının anlaşıldığı, rogarın kapağından bakıldığında üç giriş ve bir çıkışın olduğu, bu girişlerden birisinin Denim Kumaşçılık, diğerinin ... Boya isimli firmanın, sonuncunun ise yağmur suyu girişi olduğu, çıkışın hepsinin birleşerek gerçekleştiği belirtilmiştir.

Atıksu numunesi üzerindeki analiz sonucunda Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Tablo 10.2'de yer alan parametrelerden koı (kimyasal oksijen) ph, amonyum azotu, akm (askıda katı madde), sülfür ve sülfit değerlerinin limitleri aştığı belirlenmiştir.

Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonrası çevre ve kimya mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 21/05/2012 havale tarihli bilirkişi raporunda, “Denim Kumaşçılık San. ve Tic. A.

Ş.'nin atıksu özellikleri bakımından Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Tablo 10.2: Sektör: Tekstil Sanayii (Dokunmuş Kumaş Terbiyesi ve Benzerlerinde yer alan parametrelerden koi, ph, amonyum azotu, akm ve sülfür parametreleri bakımından, her ne kadar alıcı ortama ek kirlilik yükü getirdiği anlaşılmakta ise de; anılan parametrelerin EK-1 ve EK-2 listelerde yer almamasından dolayı kalıcı bir etkinin söz konusu olmayacağı.

Ancak sülfit parametresinin “EK-2 DAHA AZ TEHLİKELİ MADDELER” grubunda yer aldığından ötürü kalıcı bir etkinin söz konusu olabileceği, dolayısıyla. Denim Kumaşçılık San. ve Tic.

A.Ş.'nin atıksularının, "sülfit" parametresi sebebi ile toprakta, suda veya havada kalıcı özellik gösterebileceği ve bu nedenlerle; insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip bir kirlilik oluşturabileceği” belirtilmiştir.

Dosya kendilerine tevdi edilen çevre yüksek mühendisi, kimya yüksek mühendisi ve kimya mühendisinden oluşan üçlü bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/11/2012 tarihli bilirkişi raporunda, “Denim Kumaşçılık San. ve Tic. A.Ş.'ne ait davaya konu fabrikasının atık sularını arıtmadan arıtma tesisi by-pass işlemi yapılarak direk iki firmanın atık sularını Uğurlu dereye taşıyan kanala deşarj edildiği, ancak söz konusu kanala bağlanan Denim Kumaşçılık San. ve Tic.

A.Ş.'ne ait logar çıkışından numunenin alındığı 02-03/09/2010 tarih ve 001508 seri no'lu Kırklareli İÇOM tutanağı tespitinin olduğu bu durumun: İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık sularını toprağa ve suya kasten verdiği bu durumun flora, hayvan varlığı ve kamu sağlığı açısından tehlike oluşturduğu değerlendirilmesi yapılmış, sanık üzerine atılı suçun unsurları üzerine atılı eylem dolayısıyla meydana gelebilecek zararın; insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına,

hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek nitelikte etkiler oluşturmayacağı” bildirilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08/12/2014 tarihli bozma ilamı ile her ne kadar mahkeme tarafından numunenin alındığı çıkışın Denim Kumaşçılık San. ve Tic.

A.Ş.'ne ait olduğuna dair şüphe yenilemediğinden bahisle sanıklar hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ise de, yukarıda değinilen 02/03/2010 tarihli çevre denetim tutanağı ve 12/11/2012 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, suç tarihinde işletmenin faal olduğu ve faaliyet sonucu oluşan atıksuların arıtma tesisi by-pass edilerek arıtılmadan ...

Boyahanesi isimli firmanın arazisindeki ...'ye boşalan ortak logara deşarj edilmesi karşısında, sanıklara isnat olunan çevrenin kasten kirletilmesi eyleminin sübuta erdiği ve dosyanın TÜBİTAK MAM’a gönderilerek, atığın TCK’nın 181/4. fıkrasında bahsedilen “insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine,

hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek” nitelikte olup olmadığının sorulması sonucuna göre 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince görev hususun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçeyle verilen beraat kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamı sonrasında TUBİTAK’tan alınan raporda, atıkların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların ve bitkilerin doğal özelliklerinin değişimine, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakabilecek düzeyde riskler taşıdığı sonucuna varılmış olup bu risklerin alıcı ortamda oluşturacağı etkilerin atıksuyun ne kadar süre ve miktarda (debide) alıcı ortama verildiği ( yük değerinin) bilgilerinin alıcı ortam debisinin de bilinmesi önem taşımaktadır. ....şeklinde görüş bildirilmiştir.

Ancak hükümden sonra sanıklar müdafisinin, TUBİTAK’tan alınan raporun sonuç bölümünün net bir şekilde açıklanmadığı belirtilerek bu hususta görüş istenilmesi neticesinde TUBİTAK’tan alınan 06/04/2016 tarihli yazı ile Büyükkarıştıran Belediye Başkanlığı’nın 08/03/2016 tarihli yazısı dilekçeleri ekinde dosyaya sunulmuştur.

Bahse konu TUBİTAK’ın 06/04/2016 tarihli yazısında “ ....Atıksu analiz parametrelerinin mevcut olması TCK 181/4. maddesi kapsamında, risklerin alıcı ortamda oluşturabileceği etkiler hakkında yorum yapmak için yeterli değildir. Bir başka ifade ile atıksuyun karıştığı yüzeysel suya ait o dönemi yansıtan kalite değerleri ve yüzeysel suya karışan atıksu miktarının da bilinmesi yada bilirkişiler tarafından tahmin edilebilir olmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Sözkonusu bilgilerin sağlanması durumunda çalıştırılacak bir su katesi modeli yüzeysel suda oluşabilecek risklerin yaklaşık değerini ortaya koyabilecektir....ilgili atıksuyun mevcut analiz değerleri ile yüzeysel suda oluşturabileceği riskleri ve risklerin önemini ortaya koymaktadır.

Bu risklerin ne derece gerçekleşmiş olacağı akut (anlık) yada kronik uzun vadeli gözlemler ile de desteklenmiş olmalıdır...atıksu değerleri dikkate alındığında kalıcı etki bırakıp bırakmaması açısından nasıl ele alınacağına ilişkin net cevap verilebilmesinin mümkün olmadığı” belirtilmiştir.

Bu nedenlerle, TUBİTAK’ın bahse konu yazısında belirtilen hususların TUBİTAK’tan sorularak, aynı cevapların verilmesi halinde, sözkonusu hususların belirlenmesi amacıyla dosyada, 12/11/2012 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinden mümkünse ek rapor alınmasını değilse dosyanın, üniversitelerin, çevre mühendisliği, su ürünleri, kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişilerden oluşacak heyete tevdi edilerek, yukarıda II numaralı kısımda açıklanan yönetmelikler ya da ekleriyle birebir ilişki kurulmak suretiyle Yargıtay denetimine imkân sağlayacak içerikte rapor alınıp, sonucuna göre sanıkların ve tüzel kişiliğin hukuki durumlarının belirlenmesi gerekmekterir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV – Sonuç ve Karar

Açıklanan gerekçelerle katılan Kırklareli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekili ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin, temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/12600, K. 2021/25412, 26 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Genel İlkeler
  4. II – Yargılamaya Konu Olayda Uygulanacak Mevzuat ve Düzenleyici İşlemler
  5. III - Yargılamaya Konu Olay
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2021/12600
Karar No
2021/25412
Tarih
26 Ekim 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/12601 K.2021/9968
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2021/12605 K.2021/15813
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/12606 K.2021/7954
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2021/12609 K.2021/19891
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/12617 K.2021/7814
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/12619 K.2021/7774

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.