KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2022/15607 E., 2025/12022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/797 E., 2022/413 K.
- Suç
- Hakaret
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi gereğince, kamu görevlisine hakaret suçundan verilen hükmün temyiz edilebilir hâle geldiği, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 07.02.2022 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olmak üzere verilen karar sanığa tebliğ edilmediğinden, sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 14.09.2022 tarihli ek karar kaldırılıp temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, müfettişlerden biri hakkında kendi döneminde bilişim suçundan adli işlem yapıldığına, bu müfettiş için idareye ret talebinde bulunduğuna, talebinin kabul edildiğine ancak bu müfettişin yaptığı işlemlerin kabul edildiğine, kelimelerinin eleştiri mahiyetinde olduğuna, beyanlarının savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, kararın bozulmasına vesaire yöneliktir.
III. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine göre,
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 128. maddesinde; "Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir." düzenlemesine yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 128. maddesinde düzenlenen ve Anayasanın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmelerin, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçu oluşabilir.
Somut olayda; tüm dosya kapsamı, iddianame anlatımı ile Mahkeme kabulüne göre; suç tarihinde emniyet müdürü olarak görev yapan sanık hakkında İçişleri Bakanlığının soruşturma iznine istinaden başlatılan disiplin soruşturması kapsamında polis başmüfettişi olan katılanların görevlendirildiği, sanık tarafından Teftiş Kurulu Başkanlığına hitaben sunulan 11.05.2015 tarihli dilekçe içeriğinde geçen ifadelerle katılanlara hakaret ettiğinin kabul edildiği, ancak dilekçe içeriği bir bütün olarak incelendiğinde sanığın amacının hakkında başlatılan disiplin soruşturmasının tarafsız olarak yürütülmesine yönelik olduğu,
sanık tarafından verilen savunma dokunulmazlığı kapsamındaki ve savunma hakkının kullanılması niteliğindeki dilekçede geçen ifadelerin nezaket dışı kaba söz niteliğinde olup hakaret amacına matuf olmadığı, savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/15607, K. 2025/12022, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama